Soru ve Cevaplarla ─░lgin├ž Bilgiler ÔÇô 4

– Yarasalar ni├žin kan emer?

├ço─čumuz belki hayat─▒m─▒zda hi├ž yarasa g├Ârmemi┼čizdir. ├ç├╝nk├╝ yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle ma─čara kovuklar─▒nda ya┼čar ve geceleri zifiri karanl─▒kta ortaya ├ž─▒karlar. Yarasalar tabiat─▒n harikulade yarat─▒klar─▒ndan biridir. ─░nan─▒lmaz ├Âzelliklere ve ├Ârnek bir toplumsal dayan─▒┼čmaya sahiptirler.
D├╝nyada 900 de─či┼čik yarasa cinsi oldu─ču biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanlar─▒n g├Âz├╝nde onlar─▒ vampir ile ├Âzde┼čle┼čtirmi┼č, hep korkulan bir hayvan olmu┼člard─▒r. Halbuki yarasalar─▒n ├žo─ču kan ile beslenmez. Zararl─▒ b├Âcekleri yiyerek insanl─▒─ča faydalar─▒ dokunur. Sadece bir yarasa bir saat i├žinde 300 b├Âcek yiyebilir. Muz, avakodo gibi ticari de─čeri y├╝ksek a─ča├žlar─▒n ├žo─čalmalar─▒ i├žin polenlerinin ta┼č─▒nmas─▒nda en ├Ânemli rol├╝ yarasalar oynar.

┼×imdi gelelim yarasalar─▒n ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ ├Âzelliklerine. Bir kere yarasa u├žabilen tek memeli hayvand─▒r. D├╝nyada n├╝fus say─▒s─▒ olarak da ikinci s─▒radad─▒rlar. D├╝nyan─▒n en k├╝├ž├╝k memelisi de bir yarasa t├╝r├╝d├╝r. ─░lk olarak Tayland’da ke┼čfedilen bu minik yarasa 2-3 gram a─č─▒rl─▒─č─▒nda ve bir yaban ar─▒s─▒ b├╝y├╝kl├╝─č├╝ndedir.

Yarasalar y├Ânlerini bulmak ve beslenmek i├žin ├žok y├╝ksek titre┼čimli ses dalgalar─▒ yayarlar. Bu ses dalgalar─▒n─▒n frekanslar─▒ 20 binin ├╝zerinde, yani ultrasonik olduklar─▒ i├žin insanlar bunlar─▒ duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yans─▒yarak yarasaya geri gelir. ─░┼čitme sistemi ile bu geri gelen sesi alg─▒layan yarasa av─▒n─▒n bulundu─ču yeri kesinlikle saptar. Hatta devaml─▒ g├Ânderdi─či ses dalgalar─▒ sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasalar─▒n baz─▒lar─▒n─▒n bir ├že┼čit sonar olan bu sistemi o kadar geli┼čmi┼čtir ki, di┼čilerini arayan erkek kurba─čalar─▒n seslerinden b├╝y├╝kl├╝klerini ve iyi bir av olup olmad─▒klar─▒n─▒ an─▒nda saptayabilirler.

Yarasalar gece ava ├ž─▒kmak i├žin, ay varsa onun kaybolu┼čunu, yani tam karanl─▒─č─▒ beklerler. S─▒cak kanl─▒ memeli hayvanlar─▒n kanlar─▒ ile beslenen yarasalar genellikle atlar─▒ s─▒─č─▒rlara tercih ederler. Salg─▒s─▒nda bulunan p─▒ht─▒la┼čmay─▒ ├Ânleyici bir madde 20-30 dakika kan─▒n s├╝rekli akmas─▒n─▒ sa─člar ve beslenme ger├žekle┼čir. Bir kez kan─▒n─▒ emdikleri hayvanla kar┼č─▒la┼č─▒rlarsa di─čerlerini b─▒rak─▒p yine ona sald─▒r─▒rlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan i├žmedikleri takdirde ├Âl├╝rler. Her gece v├╝cut a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒n en az yar─▒s─▒ kadar kan i├žmek zorundad─▒rlar. Do─čumdan sonra anne, emzirmenin yan─▒nda yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kal─▒rsa bir ba┼čkas─▒ yard─▒mc─▒ olur. Hatta yeti┼čkin yarasalar─▒n, ├Âlmek ├╝zere olan bir ba┼čkas─▒na a─č─▒zdan kan verip onu kurtard─▒klar─▒ g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Toplumsal dayan─▒┼čman─▒n bu kadar g├╝├žl├╝ oldu─ču az canl─▒ toplulu─ču vard─▒r.

 

– Ya─čmurda kar─▒ncalara ni├žin bir ┼čey olmuyor?

Bir kar─▒ncay─▒ al─▒n, suyun i├žine bat─▒r─▒n, saatlerce tutun ├Âlmez. Sudan ├ž─▒kard─▒─č─▒n─▒zda ├Âl├╝ gibi g├Âr├╝n├╝r ama birka├ž saat i├žinde kendine gelir. Biz insanlar b├Âyle suya bat─▒r─▒lsak, nefes alamad─▒─č─▒m─▒z i├žin oksijensizlikten ├Âl├╝r├╝z ama su kar─▒ncalar─▒n ├žok ince olan nefes t├╝plerinden i├žeri giremez.

Karbondioksitten narkoz yemi┼č gibi olurlar. Tabii ki bu s├╝re ├žok uzarsa onlar da ├Âl├╝rler ama dayanma s├╝releri inan─▒lmazd─▒r.

Ne var ki, kar─▒ncalar ya─čmur ve seller alt─▒nda bu ┼čekilde nefeslerini tutarak m├╝cadele vermiyorlar. Ya─čmuru hissedince yuvalar─▒na giriyorlar ve giri┼č yollar─▒n─▒ t─▒k─▒yorlar. Ate┼č kar─▒ncas─▒ denilen bir t├╝r├╝nde ise kar─▒ncalar birbirlerine tutunarak sel sular─▒n─▒n ├╝st├╝nde y├╝z├╝yorlar. Bir yerde karaya vurup ├ž─▒k─▒yorlar. Tabii krali├že kar─▒nca ortada, y├╝ksekte ve m├╝mk├╝n oldu─čunca kuru tutuluyor.

Kar─▒nca yuvalar─▒ in┼čaat tekni─či olarak ├Ârnektirler. Yuvan─▒n giri┼čine ba─čl─▒ ve buradaki suyu al─▒p ba┼čka tarafa verebilen bir├žok t├╝nel daha in┼ča ederler. Baz─▒lar─▒ ise yuvalar─▒n─▒n ├╝st├╝n├╝ ├Âyle sa─člam kapat─▒rlar ki, sel sular─▒n─▒n bir evin ├žat─▒s─▒n─▒n ├╝st├╝nden a┼čmas─▒ gibi ge├žip giderler.

Yine de bir aksilik olur, yuva su ile dolarsa, kar─▒ncalar ├ž├Âp ve yaprak par├žalar─▒na veya yukar─▒da belirtildi─či gibi birbirlerine tutunup y├╝zebilirler. ├çok ┼čiddetli ya─čmurdan sonra olu┼čan ├žamur t├╝nellerini kapatt─▒─č─▒ zaman ise yuvalar─▒n─▒ yeniden in┼ča etmek zorunda kal─▒rlar.

G├╝ndelik hayatta art─▒k yayg─▒n olarak kullan─▒lan mikrodalga f─▒r─▒nlar─▒n kapaklar─▒nda ka├žak yapmamalar─▒, insanlara zarar vermemeleri i├žin ├Âzel tedbirler al─▒n─▒r. Ancak bir mikrodalga f─▒r─▒n─▒na girmi┼č kar─▒ncaya, f─▒r─▒n ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ s├╝rece bir zarar gelmeyece─čini biliyor muydunuz?

Mikrodalga f─▒r─▒nlar─▒nda ─▒┼č─▒n yo─čunlu─ču bir noktaya g├Âre ayarl─▒d─▒r. Bu nokta hemen hemen f─▒r─▒n─▒n ortas─▒d─▒r. Bu nedenle yiyecek, her taraf─▒ e┼čit pissin diye ortada d├Ânen bir tabla ├╝zerine konulur. Kar─▒ncalar f─▒r─▒nda ─▒┼č─▒nlar─▒n daha az yo─čun oldu─ču b├Âlgeleri hissederler. Zaten s─▒cak b├Âlgelere girseler de, v├╝cut y├╝zey alanlar─▒n─▒n hacimlerine oranla y├╝ksek olmas─▒ nedeni ile ─▒l─▒k b├Âlgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez.

 

– Hayvanlar ni├žin k─▒┼č uykusuna yatarlar?

K─▒┼č mevsimi yakla┼čt─▒k├ža, hava so─čur, g├╝nler k─▒sal─▒r, yapraklar renk de─či┼čtirir ve yere d├╝┼čerler, kar topra─č─▒n ├╝zerini kaplar. ─░nsanlar s─▒cak al─▒┼čveri┼č merkezlerinde ihtiya├žlar─▒n─▒ al─▒p, s─▒cak arabalar─▒nda, s─▒cak evlerine gelirler. ├ťzerlerine kazaklar, h─▒rkalar giyerler. ─░yi de, tabiatta do─čal ortamda ya┼čayan hayvanlar k─▒┼č─▒ nas─▒l ge├žirir, hi├ž d├╝┼č├╝nd├╝n├╝z m├╝?

Bir k─▒sm─▒ daha ─▒l─▒man yerlere g├Â├žerler. Bu konuda ku┼člar ve bal─▒klar avantajl─▒d─▒r. Baz─▒lar─▒ kendilerini k─▒┼ča adapte ederler, daha kal─▒n yeni t├╝yler ├ž─▒kar─▒rlar. Hatta baz─▒ tav┼čan t├╝rlerinde karda saklanabilmek i├žin t├╝yler beyazla┼č─▒r. Baz─▒lar─▒ yiyeceklerini ├Ânceden depolad─▒klar─▒ bir s─▒─č─▒nak bulurlar. Baz─▒lar─▒ da toprakta derin t├╝neller a├žarlar ama baz─▒lar─▒ i├žin de k─▒┼č mevsimini uyuyarak ge├žirmekten ba┼čka ├žare yoktur.

Genellikle ay─▒lar─▒n k─▒┼č uykusuna yatt─▒klar─▒ bilinir ama bu do─čru de─čildir. Ger├ži ay─▒lar k─▒┼č─▒n ma─čaralarda uzun uzun uyurlar ama bu k─▒┼č uykusu de─čildir. Daha do─črusu k─▒┼č uykusu bir ├že┼čit uyku de─čildir. Normal canl─▒larda uyan─▒kken ve uyku halindeyken, v├╝cut ─▒s─▒s─▒nda ve metabolizman─▒n ├žal─▒┼čmas─▒nda ciddi bir fark yoktur. Oysa k─▒┼č uykusu, hayvanlar─▒n hayat ile ├Âl├╝m├╝ ay─▒ran ├žizgiye kadar gelmeleri ┼čeklinde tan─▒mlanabilir.

Baz─▒ hayvanlar─▒n k─▒┼č uykusuna yatmalar─▒n─▒n iki sebebi vard─▒r: Havan─▒n ├žok so─čumas─▒ ve yiyecek bulma g├╝├žl├╝─č├╝. So─čuk havada ya┼čayabilmek i├žin hayvanlar─▒n daha ├žok enerjiye ihtiya├ž duymalar─▒na ra─čmen karl─▒ k─▒┼č g├╝nlerinde yiyecek bulma imkan─▒ azal─▒r. K─▒┼č uykusu bu zor mevsimde hayvan─▒n enerji ihtiyac─▒n─▒ azalt─▒r, enerji tasarrufu sa─člar.

K─▒┼č uykusu bildi─čimiz ┼čekilde uyumak de─čildir. Buna bilim dilinde ‘hibernasyon’ diyorlar. V├╝cut ─▒s─▒s─▒n─▒n ortam s─▒cakl─▒─č─▒na d├╝┼čt├╝─č├╝ bu durumu bir├žok bal─▒k t├╝r├╝nde, kurba─čalarda, s├╝r├╝ngenlerde, ku┼člarda ve memelilerde g├Ârebiliyoruz.

Hakiki anlamda k─▒┼č uykusuna yatan bir hayvan─▒ (hibernat├Âr) g├Ârd├╝─č├╝n├╝zde, ├Âlm├╝┼č oldu─čunu sanabilirsiniz. V├╝cut ─▒s─▒lar─▒ s─▒f─▒r dereceye kadar d├╝┼čebilir. Bir dakika i├žinde sadece birka├ž kez nefes al─▒rlar, kalp at─▒┼č h─▒z─▒ o kadar d├╝┼č├╝kt├╝r ki, hissedilmez bile. Havalar ─▒s─▒nd─▒─č─▒nda ise v├╝cudun normal d├╝zene ge├žmesi sadece birka├ž saat al─▒r.

K─▒┼č uykusuna yatan hayvanlar, uyku s├╝resince kendi v├╝cutlar─▒ndaki ya─č─▒ t├╝kettikleri gibi ara ara uyanarak bulunduklar─▒ yere yazdan stok ettikleri yiyece─či yiyenler de vard─▒r.

K─▒┼č uykusu s─▒ras─▒nda hayvanlar v├╝cut a─č─▒rl─▒klar─▒n─▒n y├╝zde k─▒rk─▒na yak─▒n─▒m kaybederler. Bu kayb─▒n y├╝zde 90’─▒na periyodik olarak uyanmalardaki ─▒s─▒ ├╝retimi ve enerji kayb─▒ sebep olurken geri kalan y├╝zde 10 kay─▒p ise uyku s─▒ras─▒nda olur. K─▒┼č uykusu k─▒┼č boyunca s├╝rmez. Hayvanlar havalar─▒n so─čumaya ba┼člamas─▒ ile birka├ž g├╝nl├╝k bir uyku periyoduna girerler. K─▒┼č mevsiminin ┼čartlar─▒ a─č─▒rla┼čt─▒k├ža bu periyotlar uzar.

 

– Telefon ┼čehir kodlar─▒ nas─▒l veriliyor?

T├╝rkiye’deki telefon ┼čehir kodlar─▒ listesine bakarsan─▒z, birbirine kom┼ču ┼čehirlerin kodlar─▒n─▒n ├žok farkl─▒, kod numaralar─▒ yak─▒n olan ┼čehirlerin ise birbirlerinden ├žok uzak olduklar─▒n─▒ g├Âr├╝rs├╝n├╝z.

Bunun nedeni, kod sisteminin tu┼člu telefonlar yayg─▒nla┼čmadan ├Ânce kadranl─▒ telefonlara g├Âre kurulmu┼č olmas─▒d─▒r.

Kadranl─▒ telefonlarda 9’u ├ževirmek i├žin, hizas─▒ndaki deli─če parma─č─▒n─▒z─▒ sokup, sonuna kadar kadran─▒ ├ževirmeniz ve b─▒rakman─▒z gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri d├Ânerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara ├ževirme i┼člemi tamamlan─▒yordu.

Bu i┼člemde 1’i ├ževirmek 9’u ├ževirmekten, 212’yi ├ževirmek 989’u ├ževirmekten ├žok daha k─▒sa bir s├╝rede ger├žekle┼čiyor ve santraller daha az me┼čgul oluyorlard─▒. ┼×├╝phesiz bug├╝nk├╝ tu┼člu telefonlar ├žok h─▒zl─▒ ├žal─▒┼čt─▒klar─▒ndan, numaralar─▒ aramak bak─▒m─▒ndan bir zaman fark─▒ yok.

Bu nedenle, 212 gibi k─▒sa s├╝re tutan kod numaralar─▒ ├╝lkenin en b├╝y├╝k, en ├žok telefon kullan─▒lan ┼čehirlerine verilmi┼čtir. ├ľrne─čin, NewYork ve ─░stanbul’un kod numaralar─▒ ayn─▒, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’n─▒n da 312’dir.

Bu sisteme g├Âre bug├╝n T├╝rkiye’de ├╝├ž├╝nc├╝ en k─▒sa kod 222 ile Eski┼čehir iken, en uzun s├╝ren kod ise 488 ile Batman’d─▒r.

Zamanla ┼čehirler ├žok b├╝y├╝y├╝nce, onlar─▒ k─▒s─▒mlara b├Âl├╝p, yeni kod numaralar─▒ vermek ihtiyac─▒ do─čdu. Yeniler eskilerle kar─▒┼čmas─▒n diye farkl─▒ numaralar verildi. ├ľrne─čin kodu 212 olan New York ikiye b├Âl├╝n├╝nce, ikinci k─▒sma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakas─▒yd─▒, yoksa 216 m─▒, hala kar─▒┼čt─▒r─▒r─▒m.

– ┼×ark─▒ s├Âyleyerek bir bardak nas─▒l k─▒r─▒labilir?

Yap─▒labilir ve teorik olarak m├╝mk├╝nd├╝r. Hatta ├╝nl├╝ tenor Cruso’nun bunu ba┼čard─▒─č─▒ rivayet edilir. Rezonans─▒n─▒ tutturabilirseniz sadece bardak de─čil ba┼čka bir├žok ┼čeyi k─▒rabilirsiniz. Peki ├Âyleyse, nedir bu rezonans?

Sal─▒ncakta bir ├žocu─ču sallad─▒─č─▒n─▒z─▒ d├╝┼č├╝n├╝n. Sal─▒ncak size gelirken, tam en ├╝st noktaya ula┼čmadan sal─▒nca─č─▒ itmeye kalk─▒┼č─▒rsan─▒z, onu yava┼člat─▒rs─▒n─▒z. Ancak sal─▒ncak size do─čru gelirken, itmeyi hep en ├╝st noktada yaparsan─▒z, her seferinde ayn─▒ kuvvetle itseniz bile, sal─▒ncak gittik├že h─▒zlanacakt─▒r.

Sal─▒ncak kendi tabii frekans─▒ ile, diyelim ki, dakikada 30 sal─▒n─▒m yaparak sallan─▒yordu. Siz de d─▒┼čardan bir kuvvet, fakat ayn─▒ frekansta bir kuvvet uygulad─▒n─▒z. Bu iki frekans ├žak─▒┼čt─▒ ve sal─▒ncak da bu nedenle gittik├že h─▒zland─▒.

Sal─▒ncak ├Ârne─činde oldu─ču gibi, her cismin bir kendi tabii frekans─▒ vard─▒r. Cisimlere kendi tabii frekanslar─▒ ile ├žak─▒┼čan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsan─▒z rezonans denilen kontrols├╝z bir ortam olu┼čabilir.

E─čer ├Ân├╝n├╝zde duran bir barda─ča, onun tabii frekans─▒na uyan bir frekansta ba─č─▒rabilirseniz, daha do─črusu bir ses dalgas─▒ g├Ânderebilirseniz, barda─č─▒n tabii frekans─▒ ile sesin frekans─▒ ├žak─▒┼čarak, bardaktaki titre┼čimi kontrols├╝z bir ┼čekilde art─▒r─▒r, bardak rezonansa girer ve sonu├žta ├žatlayabilir veya k─▒r─▒labilir.
─░nsanlar g├╝nl├╝k ya┼čamlar─▒nda pek fark etmemelerine ra─čmen rezonans olay─▒, otomobilden, k├Âpr├╝ dizayn─▒na kadar m├╝hendislerin en ├žok zorland─▒klar─▒ konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir k├Âpr├╝den ge├žerlerken, y├╝r├╝y├╝┼č ad─▒mlar─▒n─▒n frekanslar─▒ k├Âpr├╝n├╝n tabii frekans─▒ ile ├žak─▒┼č─▒p, k├Âpr├╝ y─▒k─▒lmas─▒n diye, k├Âpr├╝lerden uygun ad─▒m y├╝r├╝y├╝┼čle ge├žmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizmas─▒ ile amortis├Ârlerdeki titre┼čim ayn─▒ frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon ┼čiddetli sars─▒lmaya ba┼člar. M├╝hendisler araba dizayn─▒nda par├žalar─▒n bi├žimlerini, yaylanmalar─▒n─▒ ve a─č─▒rl─▒klar─▒n─▒, devir say─▒lar─▒ ve benzeri fakt├Ârleri g├Âze al─▒p rezonans─▒ en aza indirmeye ├žal─▒┼č─▒rlar.

Peki bu rezonans─▒n hi├ž iyi bir y├Ân├╝ yok mu? Var elbette. ├ľrne─čin radyo istasyon dalgalar─▒n─▒ ararken bu dalgalar─▒ yakalarsan─▒z, kendi al─▒c─▒n─▒z─▒n frekans─▒ ile birbirini tuttu─ču an rezonansa girer, genli─či artar ve bu istasyonu i┼čitmeye ba┼člars─▒n─▒z.

– Kuru temizleme nas─▒l yap─▒l─▒yor?

Giysilerinizi evde ├žama┼č─▒r makinesinde y─▒karken kirleri ├ž├Âzen madde sudur. Ancak ├Ârne─čin y├╝nl├╝ kuma┼člarda oldu─ču gibi, bir├žok kuma┼č t├╝r├╝nde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ├╝r├╝n├╝ kullan─▒l─▒r. ─░nsanlarda ─▒slakl─▒k, suyla temas anlam─▒nda alg─▒land─▒─č─▒ndan bu i┼čleme kuru temizleme denilmektedir. Asl─▒nda olay kuru ortamda yap─▒lmamaktad─▒r.

Joly Belin ad─▒nda bir Frans─▒z, kazara giysisinin ├╝zerine kerosen d├Âkm├╝┼č ve bunun giysisinin ├╝zerindeki lekeyi temizledi─čini hayretle g├Ârm├╝┼čt├╝. Bu i┼čin ├╝zerine giderek 1840’h y─▒llarda Paris’te ilk kuru temizleme i┼čletmesini a├žm─▒┼čt─▒.

Ba┼člang─▒├žta kuru temizlemede ├ž├Âz├╝c├╝ madde olarak gaz veya kerosen kullan─▒l─▒yordu. G├╝n├╝m├╝zde ise hemen hemen t├╝m d├╝nyada ‘perkloroetilen’ veya k─▒saca ‘perk’ diye tan─▒mlanan bir ├ž├Âz├╝c├╝ kullan─▒lmaktad─▒r.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu ├ž├Âz├╝c├╝ ile y─▒kan─▒r. ├ç├Âz├╝c├╝ buharla┼čmas─▒n, havay─▒ kirletmesin ve tekrar kullan─▒labilsin diye her seferinde bir yerde toplan─▒r. Bu ┼čekilde temizlenen giysiler, ├╝t├╝lenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yap─▒lan giysileri eve getirdi─činizde, beraberinde ba┼č a─čr─▒s─▒ ve mide bulant─▒s─▒ riskini de getirdi─činizi unutmay─▒n. Kuru temizlemede kullan─▒lan bu ‘perk’ isimli madde ├žok toksik olup, v├╝cudumuzun ├Ânemli organlar─▒ ve sinir sistemimiz ├╝zerinde zararl─▒ etkileri vard─▒r.

Havada milyonda y├╝z partik├╝l olunca zararl─▒ etkileri g├Âr├╝lmeye ba┼član─▒lan bu ├ž├Âz├╝c├╝n├╝n oran─▒n─▒n, kuru temizleme yap─▒lm─▒┼č bir giysinin, kapal─▒ bir arabaya konulup, on be┼č dakika tutulmas─▒ ile milyonda 350’ye ula┼čt─▒─č─▒ tespit edilmi┼čtir.

─░ster inan─▒n, ister inanmay─▒n bir├žok kuma┼č t├╝r├╝ kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantaj─▒ kuma┼člar─▒n ├žekmelerine ve ┼čekillerini kaybetmelerine yol a├žmamas─▒d─▒r.

├ťretici firmalar─▒n, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ ┼čeklinde ikaz yazmalar─▒n─▒n ana sebebi, garanti s├╝resince geri almak zorunda olduklar─▒ giysileri, ├žekme ve deformasyon tehlikesinden korumak i├žindir. ├ľzellikle ipek ve suni ipekten yap─▒lm─▒┼č giysiler g├╝venli bir ┼čekilde elle y─▒kanabilirler.

 

– Cereyan kesilince telefonlar nas─▒l ├žal─▒┼č─▒yor?

Size ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazd─▒r. O kadar basittir ki, ana yap─▒s─▒ y├╝zy─▒ld─▒r de─či┼čmemi┼čtir. E─čer 1920’li y─▒llardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fi┼čini duvardaki deli─če tak─▒n, gayet iyi ├žal─▒┼č─▒r.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, di─čer ucuna bir ba┼čka aparat koyup, bunlar─▒ birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezist├Âr koyarak ba─člarsan─▒z, kendi interkom sisteminizi yaratm─▒┼č olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralar─▒nda rahat├ža g├Âr├╝┼čme yap─▒labilir.

Telefonlar─▒m─▒z─▒ duvardaki duylara ve oradan da santrallere ba─člayan, genellikle biri k─▒rm─▒z─▒, di─čeri ye┼čil iki kablo vard─▒r. Ye┼čil kablo konu┼čma i├žin ortak hat olup, k─▒rm─▒z─▒ kablo vas─▒tas─▒ ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt aras─▒, 30 miliamper seviyesinde bir ak─▒m gelir.

E─čer basit bir gran├╝ll├╝ ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu gran├╝lleri az veya ├žok s─▒k─▒┼čt─▒rarak, santralden k─▒rm─▒z─▒ kablo ile verilen, yakla┼č─▒k bu 9 voltluk ak─▒m─▒n kar┼č─▒ tarafa de─či┼čik kuvvetlerle gitmesini sa─člar. Kar┼č─▒ tarafta kulakl─▒kta da, bu defa tam tersi olur ve bu de─či┼čik ak─▒mlar titre┼čim yolu ile sese ├ževrilir.

Telefon konu┼čmas─▒n─▒ ileten bu ├žok zay─▒f ak─▒m─▒ ├žok uzaklara ta┼č─▒yabilmek i├žin bir frekans limitlemesi yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Yani frekans olarak 400 sayk─▒l─▒n alt─▒nda ve 3400 sayk─▒l─▒n ├╝st├╝ndeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, baz─▒lar─▒n─▒n sesleri telefonda daha farkl─▒ gelir.

Telefonun ├žal─▒┼čabilmesi i├žin gerekli 6-12 volt ak─▒m─▒ n telefon santral─▒ndan gelen bak─▒r telle sa─čland─▒─č─▒n─▒ belirtmi┼čtik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli ak─▒m santralden sa─čland─▒─č─▒ i├žin, ├žal─▒┼čmaya devam edecektir.

Peki telefon santral─▒n─▒n cereyan─▒ kesilirse ne olur? Bu duruma kar┼č─▒ santrallerde ├žok b├╝y├╝k bir batarya sistemi bulunmaktad─▒r. Ayr─▒ca bir de yedek elektrik jenerat├Âr├╝ vard─▒r ki, cereyan─▒n kesilme durumunda b├╝t├╝n telefon ┼čebekelerini beslerler ve telefonlar─▒n ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒ sa─člarlar.

 

– Mikrodalga f─▒r─▒nlar yiyece─či nas─▒l pi┼čirir?

Diyelim ki, normal bir f─▒r─▒nda bir keki pi┼čiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pi┼čirilirler. Ama siz f─▒r─▒n─▒ yanl─▒┼čl─▒kla 250 dereceye ayarlarsan─▒z, olacak olan, kekin daha i├ži ─▒s─▒nmam─▒┼čken, d─▒┼č─▒n─▒n yanmas─▒d─▒r. Normal bir f─▒r─▒nda, ─▒s─▒ ├Ânce yeme─čin pi┼čti─či kap sonra da yeme─čin d─▒┼č─▒ ile temas eder ve oradan i├žine do─čru yay─▒l─▒r. F─▒r─▒n─▒n i├žinde ─▒s─▒nan kuru hava da, kekin i├ži hala nemli iken d─▒┼č─▒n─▒ kurutur ve kahverengi bir kabu─čun olu┼čmas─▒na yol a├žar.

Bir mikrodalga f─▒r─▒nda kullan─▒lan, yani yiyece─čin ├╝zerine g├Ânderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekans─▒ndaki radyo dalgalar─▒ boyutunda olup, frekanslar─▒ FM radyo band─▒ frekans─▒n─▒n yakla┼č─▒k 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalar─▒n─▒n ilgin├ž bir ├Âzelli─či vard─▒r. Su, ya─č ve ┼čeker taraf─▒ndan ├žok rahat emilmelerine ra─čmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yans─▒t─▒l─▒rlar.

S─▒k s─▒k mikrodalga f─▒r─▒nlar─▒n, yiyece─či i├žinden d─▒┼č─▒na do─čru ─▒s─▒tt─▒─č─▒n─▒ duyars─▒n─▒z. Bu do─čru de─čildir. Dalgalar do─črudan yiyece─čin ya─č ve su molek├╝llerini etkilerler. Yani yiyece─čin d─▒┼č─▒ndan ba┼člay─▒p i├žine do─čru ilerleyen veya tam tersi y├Ânde bir ─▒s─▒nma s├Âz konusu de─čildin Su ve ya─č molek├╝lleri yiyece─čin her taraf─▒na da─č─▒lm─▒┼č olmalar─▒ sebebi ile, ─▒s─▒nma da ayn─▒ zamanda her yerde olur.

Tabii ki baz─▒ s─▒n─▒rlamalar da vard─▒r. Radyo dalgalar─▒ yiyece─čin daha kal─▒n ve yo─čun k─▒s─▒mlar─▒ndan farkl─▒ ┼čekilde diren├ž g├Ârerek ge├žtiklerinden, yiyecekte farkl─▒ s─▒cakl─▒kta noktalar olu┼čabilir.

Radyo frekans─▒ndaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen taraf─▒ndan emilmedikleri i├žin, mikrodalga f─▒r─▒nda bulunan ve ├žo─čunlukla bu gazlar─▒ i├žeren hava da, di─čer f─▒r─▒nlardaki gibi s─▒cak olmay─▒p, oda s─▒cakl─▒─č─▒ndad─▒r. Bu da ─▒s─▒nan hava tesiri ile yiyecekte, k─▒zarm─▒┼č bir kabuk olu┼čmas─▒na mani olur.
Bir mikrodalga f─▒r─▒n─▒na, giysilerinizden birini koyarsan─▒z, kuma┼č aniden ─▒s─▒n─▒r ve i├žerdeki havay─▒ da ─▒s─▒t─▒r. Kuma┼č yanmasa da normal bir f─▒r─▒nda olaca─č─▒ gibi kuma┼č─▒n y├╝zeyinde k─▒r─▒┼č─▒k bir kabuk olu┼čur.

Daha ilginci, bir mikrodalga f─▒r─▒n─▒n i├žine bir kahve fincan─▒ i├žinde su koyarsan─▒z, fincan─▒n i├žindeki suyun ─▒s─▒s─▒, suyun kaynama noktas─▒n─▒ ge├žti─či halde, suyun kaynamad─▒─č─▒n─▒, hava kabarc─▒klar─▒n─▒n ├ž─▒kmad─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝rs├╝n├╝z. Bu suyu f─▒r─▒ndan al─▒r, i├žine bir kahve ka┼č─▒─č─▒ sokar veya onu i├žinde kahve bulunan bir kaba d├Âkerseniz, aniden kabarc─▒klarla kaynayacak ve hatta ta┼čacakt─▒r.

 

– Barkod nedir?

Bu g├╝nlerde ├žar┼č─▒ pazardan ald─▒─č─▒n─▒z her ┼čeyin ├╝zerinde bir etiket var. Bu etikette kal─▒nl─▒klar─▒ farkl─▒ dikey ├žizgiler ve baz─▒ numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu mal─▒n etiketli taraf─▒n─▒ bir cam─▒n ├╝zerinden ge├žiriyor veya etikete bir ─▒┼č─▒k tutarak, fiyatlar─▒n─▒ otomatik olarak yazar kasalar─▒na ge├žiriyorlar.

Barkodlar ├Ânceleri marketler i├žin, i┼člemlerini h─▒zland─▒rmalar─▒ ve stoklar─▒n─▒ daha iyi kontrol edebilmeleri i├žin haz─▒rlanm─▒┼čt─▒. Ancak sistem o kadar ba┼čar─▒l─▒ oldu ki, s├╝ratle her tipte sat─▒lan e┼čyaya konulmaya ba┼član─▒ld─▒.

┼×imdi, s├╝permarketten ald─▒─č─▒n─▒z ve ├╝zerinde barkod olan herhangi bir mal─▒ elinize al─▒n ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklar─▒m─▒z─▒ dinleyin.
G├Ârd├╝─č├╝n├╝z gibi, bir barkodda iki k─▒s─▒m vard─▒r. 1) Makinenin okudu─ču dikey ├žizgiler k─▒sm─▒; 2) ─░nsanlar─▒n okuyabildi─či 12 adet rakam. ─░lk alt─▒ rakam e┼čyan─▒n tan─▒m numaras─▒ olup, ├╝reticiler y─▒ll─▒k bir ├╝cret kar┼č─▒l─▒─č─▒nda, bu kodlar─▒ veren uluslararas─▒ bir konseyden kendi ├╝r├╝nlerine tahsis ettirebilirler.
─░kinci gruptaki ilk be┼č rakam malzeme numaras─▒d─▒r. Ayn─▒ kod birden fazla ├že┼čitteki ├╝r├╝n i├žin kullan─▒lamaz. Yani ├╝reticinin satt─▒─č─▒ her de─či┼čik ├╝r├╝nde, her de─či┼čik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep de─či┼čik malzeme numaras─▒ verilir. B├Âylece markette ne kadar mal sat─▒ld─▒─č─▒, depoda ne kadar kald─▒─č─▒, hep kontrol alt─▒nda tutulur.

├ľrne─čin, teneke kola ile ┼či┼če kolan─▒n kod numaralar─▒ farkl─▒d─▒r. Hatta kutu kolan─▒n bir kolide 6’l─▒k, 12’lik veya 24 adet bulunmas─▒ durumunda bile farkl─▒ kod verilir.

Sa─čdaki en son rakam ise kontrol numaras─▒d─▒r. Bu numara b├╝t├╝n taranan dikey ├žizgilerle haf─▒zaya al─▒nan bilgilerin, bir ├že┼čit sa─člamas─▒n─▒ yapar.
G├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi, barkodun ├╝zerinde, mal─▒n fiyat─▒ ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu tarad─▒─č─▒nda sinyal sistem i├žinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralar─▒na g├Âre girilmi┼č ve her zaman de─či┼čtirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya g├Ânderir. Bu merkez ma─čazadaki mallar─▒n fiyatlar─▒n─▒ her zaman de─či┼čtirebilme imkan─▒ sa─člar.

├çe┼čitli kal─▒nl─▒ktaki dikey kal─▒n ve ince ├žizgiler ile aralar─▒ndaki bo┼čluklar, ├že┼čitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakam─▒ temsil eder, yani altlar─▒ndaki rakam─▒n bilgisayar taraf─▒ndan okunmas─▒n─▒ sa─člarlar.

 

– Yalan makinesi nas─▒l ├žal─▒┼č─▒r?

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalar─▒nda gerekti─činde bir san─▒─č─▒n yalan makinesine ba─članarak, do─čruyu s├Âyleyip s├Âylemedi─činin kontrol edildi─čini g├Ârm├╝┼č veya okumu┼čsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi ├žok ├Ânemli devlet g├Ârevlerine al─▒nmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktad─▒r.
‘Polygraph’ denilen bir alet ile san─▒─ča 4-6 adet sens├Âr ba─član─▒r. Bu sens├Ârlerden gelen ├že┼čitli sinyaller, d├Ânmekte olan bir ka─č─▒d─▒n ├╝zerine grafik olarak kaydedilir. Bu sens├Ârlerle san─▒─č─▒n,
o Nefes al─▒┼č h─▒z─▒.
o Nabz─▒.
o Kan bas─▒nc─▒ (tansiyonu).
o Terleme miktar─▒.

kayda al─▒n─▒r. Baz─▒ yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.
Yalan makinesi testi ba┼člad─▒─č─▒nda, san─▒─ča ├Ânce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu ┼čekilde san─▒─č─▒n verdi─či sinyallerin d├╝zeni ├Â─črenilir. Daha sonra ger├žek sorular sorulmaya ba┼član─▒l─▒r ve sinyaller kayda al─▒nmaya devam edilir.

Test s├╝resince ve sonras─▒nda bir uzman grafikleri s├╝rekli kontrol alt─▒nda tutarak, hangi sorularda sinyallerin de─či┼čti─čini tespit eder. Kalp at─▒┼č─▒n─▒n h─▒z─▒n─▒n artmas─▒, tansiyonun y├╝kselmesi ve terleme genellikle yalan s├Âylemenin belirtileridir. ─░yi e─čitilmi┼č bir uzman grafiklere bak─▒nca nerede yalan s├Âylendi─čini derhal anlayabilir.

Her ┼čeye ra─čmen, insanlar─▒n sorular─▒ yorumlamalar─▒ ve tepkileri farkl─▒ oldu─čundan, yalan s├Âylerken farkl─▒ davranabildiklerinden, bu test m├╝kemmele ula┼čm─▒┼č de─čildir, bazen yan─▒lt─▒c─▒ olabilir ve kesin delil kabul edilmez.

 

– Silah susturucular─▒ nas─▒l ├žal─▒┼č─▒r?

Filmlerde g├Ârm├╝┼čs├╝n├╝zd├╝r. Asl─▒nda ulaklara zarar verebilecek kadar y├╝ksek olan silah sesi, silah─▒n ucuna tak─▒lan boru gibi ├žok basit bir madeni par├ža ile neredeyse i┼čitilemeyecek kadar, ├žok d├╝┼č├╝k bir seviyeye indirilebilmektedir.

Ger├žekten de susturucular silah─▒n sesini ├žok aza indirirler ve de ├žok basit bir prensibe g├Âre ├žal─▒┼č─▒rlar. Bir balon d├╝┼č├╝n├╝n, bu balonu i─čne ile patlatt─▒─č─▒n─▒zda y├╝ksek bir ses ├ž─▒kar. Alt taraf─▒ balonun i├žindeki bas─▒n├žl─▒ havay─▒ bo┼čaltm─▒┼čs─▒n─▒zd─▒r. Halbuki balonun a─čz─▒n─▒ ├žok az a├žarak bas─▒n├žl─▒ havan─▒n yava┼č├ža bo┼čalmas─▒n─▒ sa─člarsan─▒z, ├žok az bir ses ├ž─▒kar.

Bir di─čer ├Ârnek de ┼čarap ┼či┼čeleridir. K├Âp├╝kl├╝ ┼čarap veya ┼čampanya ┼či┼čelerinin mantarlar─▒ ├ž─▒kart─▒ld─▒─č─▒nda ├žok y├╝ksek bir ses ├ž─▒kmas─▒ na ra─čmen, normal bir ┼čarab─▒ n mantar─▒ ├ž─▒kart─▒ld─▒─č─▒nda az bir ses ├ž─▒kar. ├ç├╝nk├╝ ┼čampanya ┼či┼česinde mantar─▒n arkas─▒nda s─▒k─▒┼čt─▒r─▒lm─▒┼č bas─▒n├žl─▒ gaz bulunmaktad─▒r.

Her iki ├Ârnekte de g├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi, kapal─▒ bir yerde s─▒k─▒┼čt─▒r─▒lm─▒┼č bir gaz aniden k├╝├ž├╝k bir delikten sal─▒n─▒ verirse, ortaya bir patlama sesi ├ž─▒kmaktad─▒r. Gaz─▒n bas─▒nc─▒ fonksiyonel olarak size gerekli oldu─ču i├žin, bu sesi azaltman─▒n tek yolu bo┼čalan gaz─▒n tek bir delikten de─čil de, daha b├╝y├╝k bir delikten bo┼čalmas─▒n─▒ sa─člamakt─▒r. ─░┼čte silah susturucular─▒n─▒n arkas─▒nda yatan temel fikir budur.

Kur┼čunu silahtan atabilmek i├žin, kur┼čunun arkas─▒ndaki barut ate┼členir. Ate┼členen barut ├žok y├╝ksek bas─▒n├žl─▒ ve hacimli bir s─▒cak gaz ortaya ├ž─▒kar─▒r. Bu gaz─▒n bas─▒nc─▒ kur┼čunu namluya do─čru iter.

Kur┼čun mermiden ├ž─▒kt─▒─č─▒nda, bir ┼či┼čenin mantar─▒n─▒n ├žekilip ├ž─▒kar─▒ld─▒─č─▒nda olu┼čan sese benzer bir olay olur. Kur┼čunun arkas─▒ndaki yakla┼č─▒k santimetrekarede 200 kilogram olan bas─▒n├ž, ┼čampanyan─▒n mantar─▒n─▒n patlat─▒lmas─▒nda oldu─ču gibi, kur┼čunun mermiyi terk etmesiyle birlikte y├╝ksek bir ses ├ž─▒kmas─▒na yol a├žar.

Namlunun ucuna vidalanan ve ├╝zerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazlad─▒r. Kur┼čunun arkas─▒ndaki s─▒k─▒┼čt─▒r─▒lm─▒┼č, bas─▒n├žl─▒ s─▒cak┬á┬á gaz┬á┬á an─▒nda┬á buraya┬á bo┼čal─▒r┬á ve┬á bas─▒nc─▒┬á yakla┼č─▒k┬á santimetrekarede┬á┬á 15 kilograma kadar d├╝┼čer. Kur┼čun da namludan ├ž─▒karken arkas─▒nda ┼čampanya ├Ârne─činde oldu─ču gibi bas─▒n├žl─▒ gaz olmad─▒─č─▒ndan, normal bir ┼čarap ┼či┼česi mantar─▒ ├ž─▒kar─▒l─▒yormu┼č gibi, ├žok az bir ses ├ž─▒kar─▒r.

 

– Telefon tu┼člar─▒nda ni├žin ├ž─▒k─▒nt─▒lar var?

G├╝n├╝m├╝zde hayat─▒m─▒z─▒n ayr─▒lmaz bir par├žas─▒ haline gelen cep telefonlar─▒n─▒n ‘5’ tu┼ču ├╝zerindeki ├ž─▒k─▒nt─▒ya hi├ž dikkat ettiniz mi? Bu ├ž─▒k─▒nt─▒ en ortadaki tu┼ču el yordam─▒ ile bularak, tu┼člamay─▒ bakmadan yapabilmeyi sa─člar.

B├╝y├╝k bir ihtimalle bilgisayar─▒n─▒zdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tu┼člar─▒nda da b├Âyle birer ├ž─▒k─▒nt─▒ oldu─čunu fark etmemi┼čsinizdir. Bu ├ž─▒k─▒nt─▒lar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortas─▒n─▒ bulmas─▒nda yard─▒mc─▒ olur.

Yine g├Âzden ka├žan bir ayr─▒nt─▒ ise tu┼člar─▒n dizili┼č ┼čeklidir. Telefondaki tu┼člarda en ├╝st s─▒rada l, 2 ve 3 rakamlar─▒ yer al─▒rken bilgisayar─▒m─▒zda ve hesap makinemizde tam ters ┼čekilde 7, 8 ve 9 rakamlar─▒ dizilmi┼čtir. Bu dizili┼č ┼čeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarlar─▒ yapanlar, en s├╝ratli hesaplamay─▒ esas alm─▒┼člard─▒r. Tarihi ├žok daha eski olan telefonun ba┼člang─▒c─▒nda ise, h─▒zl─▒ tu┼člama pek ├Ânemli kabul edilmemi┼čtir. Ancak ev kad─▒nlar─▒ aras─▒nda yap─▒lan bir ara┼čt─▒rmada, telefondaki dizili┼čin onlara daha kolay geldi─či ve daha s├╝ratli uygulayabildikleri saptanm─▒┼čt─▒r.

Bilmem hi├ž dikkat ettiniz mi, telefondaki tu┼člar─▒n i├žinde ‘l’ ve ‘0’─▒n ├╝st├╝nde hi├ž harf yoktur. Ama daha ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ bir tespit ise, bir├žok telefonda mevcut harflerin i├žinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamas─▒d─▒r.

G├╝n├╝m├╝zde yayg─▒n olarak acil servis (112), yang─▒n ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile ba┼člayan, ├╝├ž haneli numaralar verildi─či i├žin, e─čer l tu┼čunun ├╝zerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj g├Ânderirken, daha ├╝├ž├╝nc├╝ harfte bu servislerden birine otomatik olarak ba─članabilir ve bunlar─▒n santrallerini l├╝zumsuz i┼čgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindi─či gibi dahili santrallerde operat├Âre ula┼čmada, ┼čehirleraras─▒ numaralarda ve cep telefonlar─▒nda ilk ├ževrilen numarad─▒r. E─čer bu ‘O’ tu┼čunun ├╝zerinde harf olsayd─▒, daha o harfe basar basmaz do─črudan santrale ba─članacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun ├╝zerinde zaten on tane olan rakam tu┼člar─▒n─▒n ikisine harf koyamay─▒nca, geriye kalan 8 tu┼ča 24 harf yerle┼čtirilebilmi┼č ve bu durumda ─░ngilizce’de en az kullan─▒lan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tu┼člar─▒n ├╝zerinde yer alamam─▒┼čt─▒r.

┼×imdiki cep telefonlar─▒nda’ l’ ve ‘0’─▒n ├╝zerinde hala harf yok ama teknolojinin geli┼čmesi sayesinde, bir tu┼ča d├Ârt harf konulabildi─činden ‘Q’ 7 tu┼čunda, ‘Z’ ise 9 tu┼čunda kendilerine yer bulabilmi┼č durumdalar.

 

– Arabam─▒z─▒n aynalar─▒ ni├žin farkl─▒ g├Âsteriyor?

├ľnce dikiz aynas─▒ ile ba┼člayal─▒m. Dikiz aynas─▒n─▒ gece konumuna getirince, arkadaki arabalar─▒n farlar─▒n─▒n ─▒┼č─▒klar─▒n─▒n sizi rahats─▒z etmeden nas─▒l arkay─▒ g├Ârebildi─činizi hi├ž merak ettiniz mi? E─čer evinizde gece ─▒┼č─▒klar a├ž─▒k ve d─▒┼čar─▒s─▒ karanl─▒k iken pencerenin ├Ân├╝nde durursan─▒z, camdan aksinizi bir aynaya yak─▒n netlikte g├Ârebilirsiniz. Dikiz aynalar─▒nda da bu ├Âzellik kullan─▒l─▒r.

Dikiz aynas─▒nda arka arkaya ama birbirine a├ž─▒l─▒, ‘V’ ┼čeklinde, ├Ânde d├╝z bir cam, arkada ise normal d├╝z bir ayna vard─▒r. Normal g├╝nd├╝z konumunda ayna k─▒sm─▒ dik durumdad─▒r ve camdan ge├žen ─▒┼č─▒klar burada yans─▒yarak arkan─▒z─▒ g├Ârmenizi sa─člarlar.

Dikiz aynas─▒n─▒ gece konumuna getirince, cam k─▒sm─▒ dik duruma gelir, a├ž─▒l─▒ hale gelen ayna k─▒sm─▒ ise araban─▒z─▒n tavan─▒n─▒ g├Âsterir. Bu pozisyonda ayna k─▒sm─▒ tamamen karanl─▒k olan araban─▒n tavan─▒n─▒ cam─▒n arkas─▒na yans─▒t─▒r ve evdeki cam ├Ârne─činde oldu─ču gibi, dikiz aynas─▒n─▒n cam k─▒sm─▒ndan arkadan gelen ─▒┼č─▒klar─▒ nispeten az ve g├Âzlerinizi rahats─▒z etmeyecek ┼čekilde g├Ârebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, ┼čimdi yeni bir dikiz aynas─▒ geli┼čtirdiklerini s├Âyl├╝yorlar. Bunda sadece tek bir yans─▒t─▒c─▒ y├╝zey olacak ve ├╝zerindeki ├Âzel film tabakas─▒ sayesinde geceleri parlak far ─▒┼č─▒klar─▒n─▒ d├╝┼č├╝k d├╝zeyde yans─▒tacak.

Bir├žok s├╝r├╝c├╝ arabalar─▒n─▒n sa─č ve sol taraf─▒ndaki aynalardaki g├Âr├╝nt├╝lerin farkl─▒l─▒klar─▒na dikkat etmez. Genellikle s├╝r├╝c├╝ taraf─▒ndaki ayna, d├╝z ayna olup arkadaki arabalar─▒n ger├žek boyut ve uzakl─▒klar─▒n─▒ g├Âsterir.

Sa─č taraftaki ayna d├╝z de─čil bombelidir ve cisimleri daha k├╝├ž├╝k g├Âsterir. Bu da s├╝r├╝c├╝lerin arkalar─▒ndaki araba daha uzaktaym─▒┼č gibi alg─▒lamalar─▒na sebep olur. Ancak bu hali ile sa─č taraftaki ayna arkay─▒ daha geni┼č a├ž─▒dan g├Ârme ve ├Âzellikle sa─č arka k├Âr noktay─▒ daha iyi izleme imkan─▒n─▒ sa─člar.

80’li y─▒llarda kullan─▒c─▒lar─▒n istekleri do─črultusunda ba┼člayan bu farkl─▒ g├Âr├╝nt├╝l├╝ ayna konulmas─▒n─▒n getirebilece─či sak─▒ncalar g├Âz ├Ân├╝ne al─▒narak, son zamanlarda yeni arabalarda sa─čdaki aynaya ‘arabalar g├Âr├╝ld├╝─č├╝nden daha yak─▒ndad─▒rlar’ ┼čeklinde bir ikaz yaz─▒lmaya ba┼član─▒ld─▒. ┼×├╝phesiz sa─č tarafa da bire bir ├Âl├žekte g├Âsteren bir d├╝z ayna konulabilir ama buray─▒ bombeli aynadaki kadar ├žok geni┼č a├ž─▒dan g├Âsterebilmesi i├žin, bu aynan─▒n y├╝zeyinin de ├žok b├╝y├╝k olmas─▒ gerekir.

 

– So─čuk havada arabam─▒z ni├žin zor ├žal─▒┼č─▒yor?

├ťlkemizin her taraf─▒nda olmasa bile, k─▒┼č─▒n ├žok so─čuk ge├žti─či yerlerde, ├Âzellikle sabahlar─▒ so─čuk havada arabalar─▒n motorunu ├žal─▒┼čt─▒rabilmek sorun olur. Bu sorunun temel ├╝├ž nedeni vard─▒r ve birle┼čtiklerinde sabah─▒n k├Âr├╝nde, so─čuk havada insana ter d├Âkt├╝r├╝rler.

Benzin de di─čer s─▒v─▒lar gibi so─čuk havada daha az buharla┼č─▒r. Bunu yaz─▒n g├╝ne┼č g├Âren bir kald─▒r─▒ma su d├Âkt├╝─č├╝n├╝zde g├Ârebilirsiniz. Buradan hemen buharla┼čan su, g├Âlgedeki kald─▒r─▒ma d├Âk├╝ld├╝─č├╝nde kolayca buharla┼čamaz, bir s├╝re orada kal─▒r. Benzin de so─čuk havada kolayca buharla┼čamay─▒nca, buji ate┼čledi─činde tutu┼čmas─▒ da zor olur.

Motor ya─č─▒ so─čuk havada kal─▒ nla┼č─▒r. Buna ├Ârnek olarak re├želi g├Âsterebiliriz. S─▒cak havada daha ak─▒c─▒ olan re├žel, buz dolab─▒ na konulup ├ž─▒kart─▒ld─▒─č─▒ nda kavanozdan daha zor akar. B├Âylece anahtar─▒ ├ževirdi─činizde motorunuz, d├Âner k─▒s─▒mlar─▒ n ─▒ n oldu─ču yataklarda kal─▒ nla┼čm─▒┼č ya─č─▒ n direnci ile kar┼č─▒la┼č─▒r.
So─čuk havalarda ak├╝ de sorun ├ž─▒kart─▒r. Esas─▒ nda akla ┼ču soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ├Âmr├╝n├╝ uzatmak i├žin buz dolab─▒ nda saklan─▒lmas─▒ tavsiye edilir, yani so─čuk ortam pil i├žin iyidir. ├ľyleyse bir ├že┼čit pil olan ak├╝ so─čuk havada do─čru d├╝r├╝st ni├žin ├žal─▒┼čmaz?

Araba ak├╝s├╝nden elektrik elde edilmesi de di─čer pillerde oldu─ču gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak so─čuk havada bu reaksiyon yava┼člar ve mar┼č motorunuza gerekenden daha az g├╝├žte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi i├žin gerekenden daha yava┼č d├Ânmesine neden olur.
Yeri gelmi┼čken s├Âyleyelim. Kalem pillerin i├žindeki de bir ├že┼čit kimyasal reaksiyondur. ├ľzellikle kuru pillerin kullan─▒lmad─▒klar─▒ zamanlarda bile ├žok az da olsa elektrik ka├ž─▒rd─▒klar─▒ bilinir. Bu nedenle bu ka├žak kimyasal reaksiyonu en aza ve yava┼ča indirebilmek i├žin, pillerin kullan─▒lmad─▒klar─▒ zamanlarda buz dolab─▒ nda muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolab─▒ na konulmalar─▒ ├Âm├╝rlerini art─▒rabilir ancak kullanma s─▒ras─▒ nda tam performans alabilmek a├ž─▒s─▒ ndan piller oda s─▒cakl─▒─č─▒ nda olmal─▒d─▒rlar. Zaten g├╝n├╝m├╝z├╝n geli┼čmi┼č pilleri, o kadar uzun muhafaza ├Âmr├╝ne sahiplerdir ki, buzdolab─▒ na konulup konul mamalar─▒ pek bir ┼čey fark ettirmez.

 

– U├žaklar arkalar─▒nda ni├žin bulut b─▒rak─▒yorlar?

Bu, ├žocuklar─▒n g├Âky├╝z├╝ne bakarak en s─▒k sorduklar─▒ sorulardan biridir. Kim bilir ka├ž─▒m─▒z, ka├žamak cevaplar vermi┼č, u├ža─č─▒n motorlar─▒ndan ├ž─▒kan duman oldu─čunu s├Âylemi┼č ama ayn─▒ y├╝kseklikte u├žan her u├žakta ayn─▒ ┼čeyin olmad─▒─č─▒n─▒ a├ž─▒klayamam─▒┼č─▒zd─▒r.

Bir bulutun olu┼čabilmesi i├žin, havan─▒n, yery├╝z├╝nden buharla┼čan suyu absorbe edemeyecek, yani i├žine alamayacak kadar d├╝┼č├╝k s─▒cakl─▒k ve bas─▒n├žta olmas─▒, bir de bulutu olu┼čturacak su damlac─▒klar─▒n─▒n etraflar─▒nda tutunabilecekleri toz par├žac─▒klar─▒n─▒n olmas─▒ gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla y├╝kseklikte u├žan yolcu ve sava┼č u├žaklar─▒n─▒n u├žtu─ču bu y├╝kseklikte normal ┼čartlarda hava ├žok temizdir, hi├ž toz yoktur, yani bir bulutun olu┼čmas─▒ i├žin gereken ┼čartlardan biri eksiktir.

Bilindi─či gibi jet u├žaklar─▒n─▒n motorlar─▒, ├Ân taraflar─▒ndan havay─▒ alarak, yak─▒t ile yakar ve i┼člev tamamland─▒ktan sonra, arka taraflar─▒ndaki k├╝├ž├╝k ├žaptaki egzozdan b├╝y├╝k bir bas─▒n├ž ile d─▒┼čar─▒ verirler. Bu motorlar─▒ n ald─▒klar─▒ hava ile birlikte giren su buhar─▒, motorun i├žinde daha da koyu hale gelerek d─▒┼čar─▒daki ├žok so─čuk havan─▒n ├╝zerine p├╝sk├╝rt├╝l├╝r. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olay─▒ denir. Yani buhar halindeki suyun, s─▒v─▒ hale ge├žmeden, do─črudan donmas─▒, buz haline ge├žmesidir.

Asl─▒nda u├žaklar─▒n┬á arkalar─▒nda b─▒rakt─▒klar─▒ bulut, insan yap─▒s─▒ bir buluttan ba┼čka bir ┼čey de─čildir. So─čuk havada verdi─čimiz nefes havada nas─▒l buharla┼č─▒yorsa onun gibi bir ┼čeydir. Deniz seviyesinde, y├╝ksek s─▒cakl─▒k ve bas─▒n├žta buharla┼čan suyu hava kolayca absorbe eder. Y├╝kseklik artt─▒k├ža, hava s─▒cakl─▒─č─▒ ve bas─▒n├ž d├╝┼čt├╝k├že, hava art─▒k su buhar─▒n─▒ i├žine alamaz hale gelir. Ancak bulutun olu┼čmas─▒ i├žin bir ├╝├ž├╝nc├╝ ┼čart daha vard─▒, yani toz par├žac─▒klar─▒.
─░┼čte burada toz par├žac─▒klar─▒n─▒n g├Ârevini, u├ža─č─▒n motorlar─▒ndan egzost olarak ├ž─▒kan yak─▒t par├žac─▒klar─▒ yerine getirir. Bu sayede bir bulutun olu┼čmas─▒ i├žin ├╝├ž ┼čart da yerine getirilmi┼č olur ve motorlar─▒n gerisinde uzun, ince bir bulut olu┼čur.

Esas─▒nda al├žak irtifada u├žan u├žaklarda da ayn─▒ ┼čey olu┼čur, motorlardan su buhar─▒ sal─▒n─▒r ama d├╝┼č├╝k ─▒s─▒, nem miktar─▒, r├╝zgar y├Ân├╝ gibi etkenler tam olu┼čmad─▒─č─▒ i├žin u├žaklar─▒n arkas─▒nda beyaz bulut olu┼čmaz. ─░lave edelim ki, bu olayda u├ža─č─▒n ve motorlar─▒n─▒n cinsi ve kapasitesinin hi├žbir etkisi yoktur.

 

– Helikopterlerin arka pervaneleri ne i┼če yarar?

G├╝n├╝m├╝z ta┼č─▒tlar─▒ i├žinde en ├žok y├Ânl├╝ ve ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ olan─▒ helikopterdir. ├ť├ž boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile u├žaklarla yap─▒lamayan bir├žok ├Âzel g├Ârevlerde de kullan─▒labilirler. Ancak helikopterlerin u├žma mekanizmalar─▒ u├žaklara g├Âre olduk├ža kar─▒┼č─▒k, ├╝retim maliyetleri de daha y├╝ksektir. Helikopterleri u├žaklardan ay─▒ran ├Ânemli ├Âzellikler, havada as─▒l─▒ durabilmeleri, kendi eksenleri etraf─▒nda d├Ânebilmeleri ve geri geri u├žabilmeleridir.

U├žaklarda gerekli g├╝c├╝ motor sa─člar ama as─▒l havada kalabilmelerini sa─člayan kanatlar─▒d─▒r. Helikopterlerde ise havada kalmay─▒ sa─člayan motora ba─čl─▒ pervanelerdir. Onlar─▒ bir ├že┼čit d├Ânen kanat olarak d├╝┼č├╝nebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir a├ž─▒ verilip, ana motor ├žal─▒┼čt─▒r─▒l─▒nca, d├Ânen kanatlar helikopteri kald─▒rmaya ├žal─▒┼č─▒r. Yerde iken sorun yoktur ama havalan─▒nca helikopterin g├Âvdesi, pervanenin d├Ân├╝┼č y├Ân├╝n├╝n tersine d├Ânmeye ba┼člar. ─░┼čte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir g├╝ce ihtiya├ž vard─▒r.

Bu ilave g├╝c├╝ sa─člaman─▒n en kolay yolu, d├Ân├╝┼č y├Ân├╝ne dik ilave bir pervane koymakt─▒r. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen u├žak pervanesi gibi bir iti┼č g├╝c├╝ yarat─▒r ve helikopterin g├Âvdesinin d├Ânmesini dengeleyerek sabit kalmas─▒n─▒ sa─člar.

Kuyruktaki pervaneyi d├Ând├╝ren ayr─▒ bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir ┼čaft ile al─▒r ve alt─▒ndaki di┼čli kutusu vas─▒tas─▒ ile d├Ânmesi gereken devirde d├Âner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek i├žin ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmalar─▒ gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatlar─▒n e─čimlerinin, yani a├ž─▒lar─▒n─▒n ayarlanmas─▒ ile helikopterin kendi ekseni etraf─▒nda d├Ânebilmesi sa─član─▒r.

Ana pervane ise ├žok ├Ânemlidir. Y├╝kseklik de─či┼čtirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, d├Ânmeyi o sa─člar. Bunun i├žin de inan─▒lmaz derecede dayan─▒kl─▒ olmas─▒ gerekir. ─░┼čin as─▒l s─▒rr─▒ ise ana pervanenin d├Ânen kanatlar─▒n─▒n e─čiklik a├ž─▒lar─▒n─▒n bir tam tur s├╝resince de─či┼čmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri i├žin pervanelerin a├ž─▒lar─▒ da sabit olmal─▒d─▒r. Bu a├ž─▒lar─▒ t├╝m kanatlarda ayn─▒ anda de─či┼čtirmekle al├žalma ve y├╝kselme sa─član─▒r. Kanatlar arkaya geldiklerinde a├ž─▒lar─▒ b├╝y├╝k, ├Âne geldiklerinde daha k├╝├ž├╝k ise ileri do─čru hareket, tersi durumda da geriye do─čru hareket sa─član─▒r.

 

– Foto─čraflarda g├Âzler ni├žin k─▒rm─▒z─▒ ├ž─▒k─▒yor?

Geceleri fla┼čla ├žekilen foto─čraflarda genellikle g├Âzler k─▒rm─▒z─▒ ├ž─▒kar. Peki foto─čraftaki g├╝zelli─či bozan bu olay nas─▒l olur? Ni├žin her zaman olmaz? Ni├žin g├╝nd├╝zleri fla┼čla ├žekilen foto─čraflarda olmaz?

G├Âz├╝m├╝z i├ž i├že ge├žmi┼č ├╝├ž tabakadan olu┼čur. En d─▒┼čar─▒daki g├Âz├╝m├╝z├╝ koruyan ve g├Âz ak─▒ da denilen sert tabakad─▒r. ─░kincisi, kan damarlar─▒ndan meydana gelmi┼č ve ortas─▒nda g├Âz bebe─činin bulundu─ču damar tabakad─▒r. Bu damarlar sayesinde fazla ─▒┼č─▒kta g├Âz bebe─čimiz k├╝├ž├╝l├╝r, karanl─▒kta ise daha ├žok ─▒┼č─▒k alabilmek i├žin b├╝y├╝r ama bu hareketi olduk├ža yava┼č yapar. ├ť├ž├╝nc├╝ tabaka da retina ad─▒ verilen, ─▒┼č─▒─ča duyarl─▒ k─▒lcal damar a─člar─▒ndan olu┼čan a─č tabakas─▒d─▒r.

K├Âpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanlar─▒n g├Âzlerinin arkas─▒nda, yani retinalar─▒nda ayna gibi, yans─▒t─▒c─▒ ├Âzel bir tabaka vard─▒r. E─čer karanl─▒kta g├Âzlerine el lambas─▒ veya araba far─▒ gibi bir ─▒┼č─▒k tutarsan─▒z, bu ─▒┼č─▒k g├Âzlerinin i├žinden yans─▒r ve g├Âzleri karanl─▒kta p─▒r─▒l p─▒r─▒l parlar. ─░nsanlar─▒n g├Âzlerinin retinas─▒nda ise b├Âyle bir yans─▒t─▒c─▒ tabaka yoktur.

Foto─čraf makinesinin fla┼č─▒ ├žok k─▒sa bir zamanda ├žok kuvvetli bir ─▒┼č─▒k verir. G├Âzbebe─čimiz ise bu kadar k─▒sa zamanda k├╝├ž├╝lmeye f─▒rsat bulamaz. I┼č─▒k do─črudan retinaya ula┼č─▒r ve oradan da do─črudan k─▒lcal damarlar─▒n g├Âr├╝nt├╝s├╝ yans─▒r. ─░┼čte fla┼čla ├žekilen foto─čraflarda g├Âr├╝len bu k─▒rm─▒z─▒l─▒k retina tabakas─▒ndaki k─▒lcal damarlar─▒n g├Âr├╝nt├╝s├╝d├╝r.

G├╝n├╝m├╝zde, bir├žok foto─čraf makinesinde, g├Âz├╝n bu k─▒rm─▒z─▒ g├Âr├╝nt├╝s├╝n├╝ azaltacak ├Ânlemler al─▒nm─▒┼čt─▒r. Bu makinelerde fla┼č iki kere ├žakar. Birinci ├žak─▒┼č resim ├žekilmeden az ├Ânce olur ve g├Âzbebe─činin k├╝├ž├╝lerek g├Âzdeki yans─▒may─▒ azaltmas─▒na zaman tan─▒r. ─░kincisi de tam foto─čraf ├žekilirken olur ki, g├Âzbebe─či olmas─▒ gereken durumu alm─▒┼čt─▒r zaten. Ba┼čka bir ├Ânlem de odadaki b├╝t├╝n ─▒┼č─▒klar─▒ a├žarak g├Âzbebe─činin ├Ânceden k├╝├ž├╝lmesini sa─člamakt─▒r.
Geceleri fla┼čl─▒ foto─čraflarda, g├Âzlerin k─▒rm─▒z─▒ ├ž─▒kmas─▒n─▒n ├Ânlenmesinin bir yolu da fla┼č─▒ objektiften olabildi─čince uzak tutmakt─▒r. G├╝n├╝m├╝zde foto─čraf makineleri o kadar k├╝├ž├╝lm├╝┼čt├╝r ki, fla┼č makinenin b├╝nyesinde ve objektife birka├ž santim mesafededir. Fla┼č─▒n ─▒┼č─▒─č─▒ g├Âze gelip yans─▒yarak geri d├Ând├╝─č├╝nde do─črudan objektife gelir. G├╝nd├╝zleri ise g├Âz├╝m├╝ze d─▒┼čar─▒dan, her y├Ânden ─▒┼č─▒k geldi─či i├žin, fla┼č─▒n ─▒┼č─▒─č─▒ bunlar─▒n aras─▒nda daha az oranda g├Âz├╝m├╝ze girer ve k─▒rm─▒z─▒ g├Âz olay─▒ yaratmaz.

 

– Floresan lambalar ni├žin daha ekonomiktir?

Floresan lambalar ilk olarak 1939 y─▒l─▒nda, NewYork D├╝nya Fuar─▒’nda ‘General Electric’ taraf─▒ndan sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle ayd─▒nlat─▒lmas─▒ndan yakla┼č─▒k 60 sene sonra ortaya ├ž─▒kan floresan lamban─▒n bilinen ampul ile sava┼č─▒ g├╝n├╝m├╝ze kadar s├╝rd├╝.

Ayn─▒ evin i├žinde banyoda yumu┼čak ─▒┼č─▒─č─▒ ile floresan galip gelebilirken, yatak odas─▒nda m├╝cadeleyi romantik ─▒┼č─▒─č─▒ ile ampul kazand─▒. Uzun m├╝cadele sonunda zafer floresan─▒n oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin de─či┼čmesi de─čil, elektrik giderlerinin azalt─▒lmas─▒ gereken yo─čun ya┼čam─▒n oldu─ču i┼čyerleri ve okullard─▒.

18 Watt’l─▒k bir floresan lamba, 75 Watt’l─▒k bir ampul kadar ─▒┼č─▒k verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcay─▒p, daha ├žok ─▒┼č─▒k verirler, yakla┼č─▒k y├╝zde 75 enerji tasarrufu sa─člarlar. Piyasa sat─▒┼č fiyatlar─▒ daha y├╝ksektir ama en az on misli daha uzun ├Âmre sahiptirler. I┼č─▒k tek bir noktadan de─čil de t├╝p├╝n her taraf─▒ndan geldi─či i├žin daha fazla da─č─▒l─▒r. Mavimsi ─▒┼č─▒klar─▒ daha yumu┼čakt─▒r ve g├Âzleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik d├╝─čmesine bas─▒ld─▒─č─▒nda, transformerden ge├žen elektrik, t├╝p├╝n bir ucundaki elektrottan di─čerine bir ark olu┼čturur. Bu ark─▒n enerjisi t├╝p├╝n i├žindeki c─▒vay─▒ buharla┼čt─▒r─▒r. Bu buhar elektrik y├╝klenerek g├Âzle g├Âr├╝lmeyen ├╝ltraviyole ─▒┼č─▒nlar─▒ sa├žmaya ba┼člar. Bu ─▒┼č─▒nlar da t├╝p├╝n i├ž y├╝zeyine kaplanm─▒┼č olan fosfor tozlar─▒na ├žarparak g├Âr├╝len parlak ─▒┼č─▒─č─▒ olu┼čturur.

Floresan lambalar ilk a├ž─▒l─▒┼člar─▒ s─▒ras─▒nda ├žok elektrik ├žekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik a├ž─▒k durumda ancak harcarlar. Ayr─▒ca ├žok s─▒k a├ž─▒p kapama ile ├Âm├╝rleri de k─▒sal─▒r. ├ľrne─čin tipik bir floresan lamba devaml─▒ a├ž─▒k b─▒rak─▒ld─▒─č─▒nda 50.000 saat ├žal─▒┼čabilir. ├ť├ž saatlik aralarla kapan─▒p a├ž─▒ld─▒─č─▒nda ├Âmr├╝ 20.000 saate d├╝┼čer. Sonu├ž olarak floresan lambalar─▒ bir saat sonra a├žacaksan─▒z hi├ž kapatmaman─▒z daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde a├ž─▒p kapaman─▒n ciddi bir etkisi yoktur.

Baz─▒ insanlar─▒n floresan tipi ─▒┼č─▒klara duyarl─▒klar─▒ vard─▒r. Asl─▒nda ay─▒rt edemeyiz ama floresan─▒n ├╝ltraviyole i├žeren ark─▒ saniyede 120 kez ├žakar. I┼č─▒─č─▒n bu frekans─▒ baz─▒ insanlarda migren denilen ba┼č a─čr─▒lar─▒ yaratabilir. Bu titre┼čimleri lambaya do─črudan bakt─▒─č─▒n─▒zda g├Âremezsiniz ama g├Âz├╝n├╝z├╝n k├Â┼česinden bakt─▒─č─▒n─▒zda g├Ârebilirsiniz.

Evlerdeki ├ži├žekler genellikle ye┼čil yaprakl─▒ olup, ─▒┼č─▒─č─▒n k─▒rm─▒z─▒ ve mavi k─▒sm─▒n─▒ absorbe ederler. Mavi onlar i├žin ├Âzellikle ├Ânemlidir. Ampul ─▒┼č─▒─č─▒nda mavi renk ├žok azd─▒r. Bu nedenle evdeki ├ži├žekler i├žin floresan lambalar daha faydal─▒d─▒r.

 

– Para┼č├╝tle ilk nas─▒l atlan─▒ld─▒, kim atlad─▒?

Asl─▒nda en ├žok merak edilen para┼č├╝t├╝n icad─▒ndan ├žok, onunla havadan ilk kimin atlad─▒─č─▒d─▒r. Kim b├Âyle bir ┼čeyi ilk defa denemeye cesaret etmi┼čtir? San─▒ld─▒─č─▒n─▒n aksine para┼č├╝t u├žaktan sonra de─čil, yakla┼č─▒k bir y├╝zy─▒ldan fazla bir zaman ├Ânce, balonla hemen hemen ayn─▒ tarihlerde ama ├žok ayr─▒ ├žal─▒┼čmalarla icat edilmi┼čtir.

Para┼č├╝t fikri eski ├çin’e kadar gider. G├╝n├╝m├╝zdeki para┼č├╝te benzer bir ┼čeyler geli┼čtirilmi┼č ama oyuncak olmaktan ├Âteye ge├žememi┼čtir. Leanorda da Vinci’nin de bu konudaki ├žal─▒┼čmalar─▒ biliniyor. Bu fikri hayata ilk ge├žiren ki┼či ise Fransa’da 1783 y─▒l─▒nda Louis-Sabestian Lenomand olmu┼čtur.
Lenomand 4.5 metre y├╝kseklikteki bir a─ča├žtan, omuzlar─▒na birer adet bir ├že┼čit ┼čemsiye ba─člayarak ilk deneyimini yapm─▒┼čt─▒r. Ancak o, bulu┼čunu o seviyedeki bir y├╝kseklikten, yang─▒n ├ž─▒kan bir binadan atlayarak ka├žmak i├žin d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝.

Ciddi anlamda ilk atlaman─▒n ┼čerefi ise Frans─▒z Andre-Jackques Garnerin’e aittir. 1769 Paris do─čumlu Garnerin Frans─▒z ordusunda 1793 y─▒l─▒nda m├╝fetti┼č olmu┼č, ─░ngiltere’de iki y─▒l hapis yatm─▒┼č ve d├Ân├╝┼č├╝nde 1797 y─▒l─▒nda ilk atlay─▒┼č─▒n─▒ 1.000 metreden bir balondan yapm─▒┼čt─▒r. Bu ilk para┼č├╝t ┼čemsiye ┼čeklindeydi, ├žap─▒ yedi metreydi ve ketenden yap─▒lm─▒┼čt─▒. Garnerin daha sonra bir├žok g├Âsteri atlay─▒┼č─▒ yapm─▒┼č, hatta bir keresinde 1802 y─▒l─▒nda ─░ngiltere’de 2.400 metreden atlam─▒┼čt─▒r.

├ľnceleri ketenden yap─▒lan para┼č├╝tler, sonralar─▒ ipekten yap─▒lmaya ba┼član─▒ld─▒. U├žaktan ilk atlay─▒┼č─▒ ger├žekle┼čtiren ise 1912 y─▒l─▒nda, ABD Kara Kuvvetleri’nden Y├╝zba┼č─▒ Albert Berry oldu.

Birinci D├╝nya Sava┼č─▒ ba┼člar─▒nda u├žaktan para┼č├╝tle atlaman─▒n pratik olmad─▒─č─▒ g├Âr├╝┼č├╝ hakim oldu─čundan, sadece g├Âzetleme balonlar─▒nda g├Ârevli olanlar─▒n, u├žak sald─▒r─▒lar─▒ndan ka├ž─▒┼člar─▒nda ├žok yayg─▒n olarak kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.

Birinci D├╝nya Sava┼č─▒’n─▒n sonlar─▒na do─čru para┼č├╝t├╝n u├žak pilotlar─▒n─▒n da can dostu oldu─ču anla┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. ─░kinci D├╝nya Sava┼č─▒’nda ise u├žak ebatlar─▒n─▒n b├╝y├╝mesi ve teknolojilerinin geli┼čmesi ile insanlar─▒n ve birliklerin yere indirilmeleri d─▒┼č─▒nda silahlar─▒ indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi g├Ândermek, ajanlar─▒ indirmek gibi bir├žok alanda kullan─▒lm─▒┼člard─▒r.

 

– Bumerang nas─▒l geri gelebiliyor?

Bilinenin aksine b├╝t├╝n bumeranglar geri gelmezler. F─▒rlatana geri d├Ânebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler taraf─▒ndan spor olarak veya ku┼č s├╝r├╝lerini avlamakta kullan─▒l─▒rlar. Aborijinlerin tarih ├Âncesi zamandan beri bumeranglar─▒ kulland─▒klar─▒ biliniyor.

Bumerang─▒n ─░ngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kulland─▒─č─▒ isimden t├╝remi┼čtir. Asl─▒nda bug├╝n Avustralya’da kullan─▒lan ve bu k─▒taya ├Âzg├╝ isimlerin ├žo─čunun k├Âkeni Aborijinlerden kaynaklan─▒r. ├ľrne─čin Avustralya’y─▒ ilk ke┼čfedenler kangurular─▒ g├Âr├╝nce ├žok ┼ča┼č─▒rm─▒┼č ve Aborijinlere bunlar─▒n isimlerini sormu┼člar, onlar da ‘kanguru’ cevab─▒n─▒ verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermi┼člerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisan─▒nda ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang ┼čeklinde ancak geri d├Ânme ├Âzelli─či olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi M─▒s─▒r’da, g├╝ney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler taraf─▒ndan tarihin ilk ├ža─člar─▒ndan itibaren kullan─▒ld─▒─č─▒ biliniyor. Bu tipler daha uzun ve a─č─▒rd─▒rlar. Av hayvanlar─▒n─▒ ├Âld├╝rmede kullan─▒l─▒rlar. Sava┼člarda ├žok a─č─▒r yaralanmalara ve ├Âl├╝mlere sebep olurlar. Hatta baz─▒lar─▒n─▒n ucu tesiri artt─▒rmak i├žin kanca ┼čeklinde yap─▒l─▒r.

Aborijinlerin yapt─▒klar─▒ geri d├Ânebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunluklar─▒ 50 – 75 santimetre, a─č─▒rl─▒klar─▒ da 350 gram civar─▒ndad─▒r. Bumerang─▒n iki kolunun ucu yap─▒l─▒rken veya yap─▒ld─▒ktan sonra k├╝l ile ─▒s─▒t─▒larak birbirinin aksi istikamete k─▒vr─▒l─▒r.

Bumerang yere paralel veya biraz a┼ča─č─▒ do─čru at─▒l─▒rsa biraz sonra y├╝kseli┼če ge├žerek, 15 metre y├╝ksekli─če kadar t─▒rman─▒r.

E─čer bir ucu yere ├žarpacak ┼čekilde at─▒l─▒rsa, yere ├žarpan bir mermi gibi m├╝thi┼č bir h─▒zla d├Ânerek y├╝kselir, 45 metrelik bir daire veya elips ├žizerek y├Âr├╝ngesini tamamlar, f─▒rlatan─▒n yak─▒nma d├╝┼čer.

Bumerang─▒n nas─▒l geri d├Ând├╝─č├╝ g├╝n├╝m├╝z├╝n bilim insanlar─▒ taraf─▒ndan tam anla┼č─▒lm─▒┼č de─čildir. D├Ân├╝┼č├╝n aerodinamik kald─▒rma g├╝c├╝ ile ├╝├ž eksende yapt─▒─č─▒ cayroskobik d├Ân├╝┼č├╝n birle┼čiminin yaratt─▒─č─▒ san─▒lmaktad─▒r. Geri d├Ânebilen bumeranglar─▒n, di─čerlerinin u├žu┼č ┼čekillerinin g├Âzlemlenerek veya tamamen tesad├╝f sonucunda geli┼čtirildi─či san─▒l─▒yor.

Aborijinlerin bumerangla ku┼č avlamalar─▒ ise ilgin├ž. Bumerang─▒, ku┼č s├╝r├╝lerinin u├žu┼č y├╝ksekli─činin ├╝zerine f─▒rlat─▒yorlar. Bumerang─▒n yerdeki g├Âlgesini g├Âren ku┼člar arkalar─▒nda y─▒rt─▒c─▒ bir ku┼č oldu─čunu san─▒yorlar. Ka├žmak i├žin dal─▒┼ča ge├žiyorlar ve sonunda a─ča├žlar aras─▒na gerilmi┼č a─člara tak─▒l─▒yorlar.
Bumerang f─▒rlatma, tarihte kaydedilmi┼č en eski sporlardan biridir. G├╝n├╝m├╝zde ba┼čta ABD’de olmak ├╝zere baz─▒ ├╝lkelerde, hedefe yak─▒nl─▒k, mesafe, h─▒z ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yap─▒l─▒yor.

 

– Ka─č─▒t nas─▒l yap─▒l─▒yor?

Kleopatra, Konf├╝├žy├╝s, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. B├╝t├╝n bu ki┼čilerin i├žinde insanl─▒k tarihinin geli┼čimine en b├╝y├╝k faydas─▒ olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun g├╝n├╝m├╝zden yakla┼č─▒k 2000 y─▒l ├Ânce ├çin’de ya┼čayan bir memurdu ve MS 105 y─▒l─▒nda bug├╝nk├╝ kullan─▒lan hali ile ka─č─▒d─▒ icat etti. Duta─čac─▒ kabu─ču, kenevir ve kuma┼č pa├žavralar─▒n─▒ suyla kar─▒┼čt─▒rarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu ├ž─▒kard─▒ ve bu ince tabakay─▒ kurumas─▒ i├žin g├╝ne┼čin alt─▒nda ipe ast─▒.

Asl─▒nda insanlar M├ľ 3500 y─▒llar─▒nda bile ├╝zerine yaz─▒ yazabilecek ├že┼čitli ┼čeyler kullan─▒yorlard─▒. Ka─č─▒d─▒n icad─▒ sonraki devirlerde ├çinlileri d├╝nyan─▒n en geli┼čmi┼č k├╝lt├╝r├╝n├╝n sahibi yapt─▒. ┼×a┼č─▒rt─▒c─▒d─▒r ki, Orta Asya’ya 751, Ba─čdat’a ise 793 y─▒l─▒nda ula┼čan Ts’ai Lun’un ka─č─▒t yapma metodu, Avrupa’ya 1000 y─▒lda gelemedi. Avrupa’da ilk ka─č─▒t ancak 1151 y─▒l─▒nda ─░spanya’da yap─▒labildi.

├ľzellikle matbaan─▒n icad─▒ ile birlikte ka─č─▒da olan ihtiya├ž gittik├že b├╝y├╝d├╝. Yeterli hammadde bulmakta zorlan─▒ld─▒. Ayr─▒ca bu ┼čekilde ka─č─▒t imalat─▒ ├žok zaman al─▒yordu ve d├╝nyan─▒n bir ├ž├Âz├╝me ihtiyac─▒ vard─▒.

Kesin tarih bilinmiyor ama yakla┼č─▒k 18. y├╝zy─▒l─▒n ba┼člar─▒nda Frans─▒z bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda a─ča├žlar─▒n aras─▒nda y├╝r├╝rken bir yaban ar─▒s─▒ kovan─▒ g├Ârd├╝. Yaban ar─▒lar─▒ evlerinde olmad─▒─č─▒ndan durup kovan─▒ incelemeye ba┼člad─▒. Birden kovan─▒n ka─č─▒ttan yap─▒lm─▒┼č oldu─čunu g├Ârd├╝. Peki onlar pa├žavra kullanmadan kovan─▒ nas─▒l yap─▒yorlard─▒? Sadece pa├žavra de─čil, kimyasallar, ate┼č ve kar─▒┼čt─▒rma tanklar─▒n─▒ da kullanm─▒yorlard─▒. Ar─▒lar insanlar─▒n bilmedi─či neyi biliyorlard─▒ ?

Asl─▒nda her ┼čey ├žok basitti. K─▒sa bir g├Âzlem sonucunda g├Ârd├╝ ki, yaban ar─▒lar─▒ ince dallar─▒ veya ├ž├╝r├╝m├╝┼č k├╝t├╝kleri kemirir gibi a─č─▒zlar─▒na al─▒yorlar, burada mide s─▒v─▒lar─▒ ve salyalar─▒ ile kar─▒┼čt─▒r─▒yorlar ve kovanlar─▒n─▒ yapmada kullan─▒yorlard─▒. Reaumur ar─▒lar─▒n sindirim sistemini de inceleyerek bulu┼čunu 1719 y─▒l─▒nda Frans─▒z Kraliyet Akademisi’ne sundu.

─░lk ka─č─▒t makinesi 1798 y─▒l─▒nda yap─▒ld─▒. Ancak bu geni┼č bir kay─▒┼č─▒n d├Ânerek f─▒├ž─▒daki lapay─▒ ald─▒─č─▒ ve ince ka─č─▒t haline getirdi─či, her d├Ân├╝┼čte tek bir ka─č─▒t yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine ├žok ge├žmeden 1809 y─▒l─▒nda John Dickinson taraf─▒ndan icat edildi.

G├╝n├╝m├╝zde ka─č─▒t ├╝retimi y├╝ksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yap─▒labilmektedir ama i┼člemin asl─▒ esas olarak de─či┼čmemi┼čtir. Ka─č─▒tlar─▒n aras─▒ndaki kalite fark─▒n─▒ kullan─▒lan lifin t├╝r├╝, lapan─▒n haz─▒rlan─▒┼č─▒, i├žine kat─▒lan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde a─ča├žlar ana kaynak ise de ├Âzellik ta┼č─▒yan ka─č─▒tlar─▒n yap─▒lmas─▒nda g├╝n├╝m├╝zde sentetik lifler de kullan─▒lmaktad─▒r.

 

– En y├╝ksek ses hangisidir?

Sesin seviyesini ├Âl├žmede kullan─▒lan birim Desibel’dir ve k─▒saca dB olarak yaz─▒l─▒r. ─░nsan kula─č─▒ inan─▒lmaz ┼čekilde hassas oldu─čundan bu dB ├Âl├ž├╝s├╝ de biraz tuhaft─▒r. Kula─č─▒m─▒z en hafif bir yaprak h─▒┼č─▒rt─▒s─▒ndan, jet motorunun y├╝ksek sesine kadar her ┼čeyi i┼čitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insan─▒n i┼čitebilece─či yumu┼čak bir f─▒s─▒ldamadan bir trilyon kat daha fazlad─▒r. ─░nsan kula─č─▒ aralar─▒nda bir dB fark olan sesleri bile ay─▒rt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponen┼č─▒l” denilen ┼čekilde (aynen deprem ├Âl├ž├╝s├╝ ‘rihter’de de oldu─ču gibi) katlanarak artar. ─░nsan kula─č─▒n─▒n i┼čitebilece─či en d├╝┼č├╝k ses seviyesi yani sessizlik O (s─▒f─▒r) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlas─▒ 10 dB, 100 kat fazlas─▒ 20 dB, 1000 kat fazlas─▒ 30 dB’dir ve b├Âyle artarak gider. ┼×imdi baz─▒ seslerin seviyelerine bakal─▒m.
Sesin ┼čiddet fakt├Âr├╝ => Ses seviyesi (dB) => Sesin kayna─č─▒
1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi
1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet u├ža─č─▒n─▒n kalk─▒┼č─▒
1.000.000.000.000 => 120 => G├Âk g├╝r├╝lt├╝s├╝
100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen)
10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu
1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi
100.000.000 => 80 => Sa├ž kurutucusu
10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik
1.000.000 => 60 => Normal konu┼čma
10.000 => 40 => Oturma odas─▒
1.000 => 30 => K├╝t├╝phane, hafif f─▒s─▒lt─▒

10 => 10 => Yaprak h─▒┼č─▒rt─▒s─▒

0 => ─░┼čitmenin alt s─▒n─▒r─▒

Yukar─▒daki b├╝t├╝n ses seviyeleri kayna─č─▒n yak─▒n─▒ndan al─▒nm─▒┼čt─▒r. Kaynaktan uzakla┼čt─▒k├ža bu seviyeler mesafeye ba─čl─▒ olarak d├╝┼čer. 85 dB’in ├╝zerindeki sesler i┼čitme duyusunun kayb─▒na yol a├žabilir. Tabii bu s├╝reye de ba─čl─▒d─▒r. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, ├žok k─▒sa s├╝rede 120 dB’lik bir ses seviyesi kula─ča zarar vermez.

Sesin iki temel ├Âzelli─či vard─▒r. Biri yukar─▒da belirtti─čimiz ┼čiddeti veya seviyesi, di─čeri de frekans─▒. Ses hava dalgalar─▒ ile yay─▒ld─▒─č─▒ndan bir saniyedeki dalga say─▒s─▒ frekans─▒n─▒ verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin ┼čiddeti ile frekans─▒ aras─▒nda bir ba─člant─▒ yoktur. ─░nsan kula─č─▒ 20 ile 20.000 Herz aras─▒ndaki sesleri alg─▒layabilir. 20.000’in ├╝st├╝ ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kula─č─▒ alg─▒layamaz.

Sesin bir kula─č─▒m─▒za gelmesi ile ├Âb├╝r├╝ne gelmesi aras─▒nda saniyenin milyonda biri kadar bir s├╝re olmas─▒na ra─čmen sinir sistemimiz bunu beynimize ula┼čt─▒r─▒r ve sesin hangi y├Ânden geldi─čini alg─▒lar─▒z. 85 dB’in ├╝st├╝ insan kula─č─▒ i├žin zararl─▒ iken bebeklerin a─člamas─▒ 100 dB’in de ├╝st├╝ndedir. Anneler, babalar bebeklerinizi a─člatmay─▒n, sonra zarar─▒ size dokunabilir.

 

– Paslanmaz ├želik ni├žin paslanmaz?

├çelik ile demir aras─▒nda ├žok az bir fark vard─▒r. Saf demir bir bak─▒r kadar yumu┼čakt─▒r. Onun i├žine y├╝zde 2’ye kadar karbon kat─▒lmas─▒ ile inan─▒lmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik ├Âzellikler elde edilir ki, ad─▒ art─▒k ├želiktir. Demirin bol olmas─▒, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle ├želi─čin de kullan─▒m─▒ ├žok yayg─▒nd─▒r. Ancak ├želikte de, demirde olan bir zay─▒f nokta vard─▒r. Paslanma, di─čer bir deyi┼čle oksidasyon.

G├╝nl├╝k hayat─▒m─▒zda kullan─▒lan e┼čyalar─▒n paslanmas─▒ sonucu her y─▒l d├╝nyada milyonlarca dolar bo┼ča gitmektedir. Bu kayb─▒n b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒ demir ve ├želi─čin paslanmas─▒ndan dolay─▒d─▒r. Paslanmay─▒ k─▒saca demirin havadaki oksijen ile birle┼čmesi olarak tan─▒mlayabiliriz. Asl─▒nda bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde ba┼člayan paslanma boyan─▒n alt─▒ndan ge├žerek di─čer bir yerde ortaya ├ž─▒kabilir.

Sadece demir ve ├želik de─čil di─čer metaller de paslan─▒r. ├ľrne─čin, al├╝minyum, pirin├ž, bronz gibi. Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birle┼čmesinden olu┼čan ├žok ince tabaka, daha olu┼čur olu┼čmaz malzemenin hava ile temas─▒n─▒ keserek koruyucu bir rol oynar, paslanman─▒n ilerlemesini ├Ânler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen de─či┼čmez. Demirdeki paslanman─▒n ├Âzelli─či onun ve oksijen atomlar─▒n─▒n boyutlar─▒ndaki b├╝y├╝k farktan dolay─▒ y├╝zeyde sa─člam bir birle┼čme olamamas─▒, paslanman─▒n malzemenin i├žine n├╝fuz etmesi, sadece g├Âr├╝nt├╝ de─čil mukavemetin de bozulmas─▒d─▒r.
Paslanmada havadaki nemin de etkisi b├╝y├╝kt├╝r. Reaksiyondaki su miktar─▒ pas─▒n rengini de belirler. Bu nedenle pas─▒n rengi siyah veya ├žok koyu kahverengi olabildi─či gibi sar─▒mt─▒rak da olabilir. Paslanman─▒n h─▒z─▒n─▒ art─▒ran fakt├Ârlerden bir di─čeri de tuzdur. O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun h─▒z─▒n─▒ artt─▒r─▒r. K─▒┼č─▒n kar nedeni ile yollar─▒na tuz d├Âk├╝len yerler ve deniz kenarlar─▒nda paslanma daha h─▒zl─▒ olur.

Paslanmaz ├želikten ├Ânce, paslanmay─▒ ├Ânlemek i├žin malzeme boyan─▒yor veya galvaniz kaplan─▒yordu. Bu ├ž├Âz├╝mler de ├Âzellikle sa─čl─▒k ve g─▒da sekt├Âr├╝nde ba┼čka sorunlar yarat─▒yordu. ─░lk paslanmaz ├želi─či Harry Brearley, 1913 y─▒l─▒nda tesad├╝fen ke┼čfetti. T├╝fek namlular─▒ i├žin ├že┼čitli metalleri birle┼čtirerek deneyler yaparken baz─▒lar─▒n─▒n paslanmaya kar┼č─▒ diren├žli olduklar─▒n─▒ g├Ârd├╝. Her b├╝y├╝k bulu┼čta oldu─ču gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek i├žin uzun bir u─čra┼č verdi.

Krom gibi baz─▒ metaller, atom boyutlar─▒n─▒n birbirine yak─▒n olmas─▒ndan dolay─▒ oksijenle ├žok kolay ve s├╝ratli birle┼čirler. Kal─▒nl─▒─č─▒ birka├ž atom olacak kadar ├žok ince ama ├žok sa─člam bir tabaka olu┼čtururlar. Ba┼čka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar olu┼čur. Krom belli bir oranda ├želi─če kat─▒l─▒rsa yine ayn─▒ olay olur, ├želik art─▒k paslanmaz.

Paslanmaz ├želi─čin i├žinde y├╝zde 10-30 krom vard─▒r. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, al├╝minyum, bak─▒r, s├╝lf├╝r, fosfor ve benzeri elemanlara ba─čl─▒ olarak kullan─▒m yeri de─či┼čir.

 

– Arabalarda hava yast─▒klar─▒ nas─▒l ├žal─▒┼č─▒yor?

Hava yast─▒klar─▒ 80’li y─▒llar─▒n ba┼č─▒nda ortaya ├ž─▒kt─▒klar─▒ndan beri binlerce hayat─▒ kurtarm─▒┼člard─▒r. Asl─▒nda hava yast─▒klar─▒ ─░kinci D├╝nya Sava┼č─▒ s─▒ras─▒nda u├žaklar─▒n yere ├žak─▒lmalar─▒nda bir ├Ânlem olarak tasarlanm─▒┼č ve ilk patent o zamanlarda al─▒nm─▒┼čt─▒.

Hava yast─▒klar─▒n─▒n arabalara uygulanmas─▒nda bir├žok problemle kar┼č─▒la┼č─▒ld─▒. Bas─▒n├žl─▒ havan─▒n araba i├žinde muhafazas─▒, s├╝ratle ┼či┼čmenin sa─članmas─▒, ani ┼či┼čme s─▒ras─▒nda yast─▒─č─▒n patlamas─▒n─▒n veya ki┼čiye zarar vermesinin ├Ânlenmesi vs…

Hava yast─▒─č─▒nda ├╝├ž ana par├ža vard─▒r. Birincisi yast─▒─č─▒n kendisi ki, ince naylon iplikten yap─▒lm─▒┼č ve konsolda bir silindir ├╝zerine sar─▒lm─▒┼čt─▒r. Asl─▒nda s├╝r├╝c├╝ taraf─▒ndaki hava yast─▒─č─▒ di─čerlerinden farkl─▒d─▒r. Di─čerleri tipik bir silindir ┼čeklinde iken s├╝r├╝c├╝ taraf─▒ndaki direksiyonun ortas─▒na uyacak ┼čekildedir.
─░kinci olarak yast─▒─ča ne zaman ┼či┼čece─čini bildiren, araban─▒n ├Ân taraf─▒nda bir sens├Âr vard─▒r. Bir tu─čla duvara yakla┼č─▒k saatte 15 – 25 kilometre s├╝ratle ├žarp─▒ld─▒─č─▒nda olu┼čacak kuvvet kar┼č─▒s─▒nda sinyal verecek ┼čekilde ayarlanm─▒┼čt─▒r.

Son olarak da ┼či┼čirme sistemi vard─▒r. Hava yast─▒klar─▒ s─▒k─▒┼čt─▒r─▒lm─▒┼č veya bas─▒n├ž alt─▒ndaki havan─▒n veya bir gaz─▒n sal─▒verilmesiyle ┼či┼čmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda ┼či┼čerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal ┼čartlarda dura─čan olan bu molek├╝l ─▒s─▒t─▒l─▒nca an─▒nda ayr─▒┼č─▒r ve ortaya nitrojen gaz─▒ ├ž─▒kar. ├çok az miktar─▒ndan, yani 130 gram─▒ndan 67 litre nitrojen ├ž─▒kabilir.

Ancak bu ayr─▒┼čmadan ortaya bir de sodyum (Na) ├ž─▒kar ki, ├žok reaktiftir. Su ile birle┼čince v├╝cuda bilhassa g├Âzlere, buruna ve a─čza a─č─▒r tahribat verebilir. Bu tehlikeyi ├Ânlemek i├žin hava yast─▒─č─▒ ├╝reticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birle┼čebilecek bir gaz daha kullan─▒yorlar ki, bu da potasyum nitratt─▒r (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen ├ž─▒kar.

Araban─▒n ├Ân├╝ndeki sens├Âr belli bir seviyenin ├╝st├╝ndeki ├žarpmada, NaNS’├╝n bulundu─ču t├╝pe bir elektrik sinyali g├Ânderir. Burada ├žok k├╝├ž├╝k bir spark olu┼čur ve bunun yaratt─▒─č─▒ ─▒s─▒dan da NaN3 ├ž├Âz├╝l├╝r, a├ž─▒─ča ├ž─▒kan nitrojen hava yast─▒─č─▒na dolarak ┼či┼čirir. Burada ilgin├ž olan sens├Âr├╝n ├žarpmay─▒ alg─▒lamas─▒ ile yast─▒─č─▒n ┼či┼čmesi aras─▒nda ge├žen zamand─▒r. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yast─▒k ├╝zerindeki ├Âzel delikler vas─▒tas─▒ ile kendi kendine s├Âner ve kazazedeye devaml─▒ bask─▒ yap─▒lmas─▒na mani olur.

 

– Biber neden ac─▒d─▒r?

Biber ac─▒ de─čildir. Ac─▒, tatl─▒n─▒n tersidir ve ac─▒ya ├Ârnek olarak kininin veya greyfurdun tad─▒ g├Âsterilebilir. Biber ac─▒ de─čil yak─▒c─▒d─▒r. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da ├Ârnek olarak nane veya mentol g├Âsterilebilir.

Biberin yak─▒c─▒l─▒─č─▒, i├žinde bulunan kapsaisin ad─▒ verilen bir t├╝r bile┼čikten kaynaklan─▒r. Bu maddenin b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒, biberin etli k─▒sm─▒nda ve tohumlar─▒nda bulunur. Bu nedenle ucu pek yak─▒c─▒ olmayan biberin, yenildik├že yak─▒c─▒l─▒─č─▒ daha ├žok hissedilir.
Kapsaisin maddesi bibere yak─▒c─▒l─▒k vermekle kalmaz, cilde temas etti─činde tahri┼če de yol a├žar. Hatta bu ├Âzelli─činden dolay─▒ baz─▒ romatizma ila├žlar─▒n─▒n form├╝llerinde de kullan─▒l─▒r.

Ye┼čil biber k─▒rm─▒z─▒ olan─▒ndan daha yak─▒c─▒ de─čildir. Yak─▒c─▒ biberler koyu renkli ve ├žok sivri u├žludur. Biberler A ve C vitaminleri bak─▒m─▒ndan ├žok zengin olup, s─▒cak havada yenilen yak─▒c─▒ biberler insan─▒ terletirler ve terin buharla┼čmas─▒yla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna kar┼č─▒n, biberin i├žindeki kapsaisin maddesi, insanda t├╝k├╝r├╝k salg─▒s─▒n─▒ da artt─▒r─▒r, solunum ve kan bas─▒nc─▒nda de─či┼čimler yarat─▒r, ba─č─▒rsaklarda emil imin azalmas─▒na yol a├žar.

Hayvanlar ├╝zerinde yap─▒lan deneyler sonucunda, di─čer kanserojen maddelerle birlikte al─▒nd─▒─č─▒nda, karaci─čer kanserinin ortaya ├ž─▒kmas─▒nda, h─▒zland─▒r─▒c─▒ rol├╝ oldu─ču konusunda ciddi ku┼čkular vard─▒r.

Biberden a─čz─▒m─▒z yan─▒nca ├žo─čumuz hemen su i├žeriz ve bir i┼če yaramad─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝r├╝z. Peki nas─▒l oluyor da, biberin yak─▒c─▒ tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, ya─č ve su kesinlikle birbirlerine kar─▒┼čmaz. Biberlerin yak─▒c─▒l─▒k veren maddesi ya─čl─▒ oldu─ču i├žin, ne kadar su i├žerseniz i├žin onunla birle┼čmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu ya─č─▒ absorbe eder ve mideye ta┼č─▒r.

Bir di─čer etkili yol da s├╝t i├žmektir. S├╝t├╝n i├žindeki kasein maddesi bir deterjan g├Ârevini ├╝stlenir, biberin ya─č─▒ ile kar─▒┼čarak a─čz─▒ temizler. Bu da yeterli de─čilse rak─▒ i├žilmesi ├ľnerilir. Rak─▒ da di─čer alkol i├žeren s─▒v─▒lar gibi ya─č─▒ ├ž├Âzer ve sorunu giderir, ama sonu├žlar─▒ ertesi sabah ortaya ├ž─▒kacak ba┼čka sorunlar getirir.

 

– Hamburgerin ad─▒ nereden geliyor?

‘Ham’ kelimesinin ─░ngilizce’deki anlam─▒ ‘domuzun baca─č─▒n─▒n ├╝st k─▒sm─▒ndan tuzlanarak ve kurutularak yap─▒lan yemek’ demektir. ├ľyleyse hamburger domuz etinden yap─▒ld─▒─č─▒ i├žin mi bu ad─▒ alm─▒┼čt─▒r?

Kesinlikle hay─▒r! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen T├╝rk toplumlar─▒na kadar uzan─▒r. O zamanlar sava┼č├ž─▒ Tatar atl─▒lar─▒ ├ži─č et yiyorlard─▒. Zamanla bu eti e─čerlerinin alt─▒na koyduklar─▒nda, uzun seferlerde at─▒n hareketleri sonucunda bu etin bir ┼čekilde az da olsa pi┼čti─čini ve daha kolay ├ži─čnenebilir hale geldi─čini ke┼čfettiler.

Y─▒llar ge├žtik├že, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti e─čerin alt─▒ndan ├ž─▒kartt─▒klar─▒nda ona tuz, biber ve so─čan da ilave ettiler ve sonunda bug├╝nk├╝ bilinen ‘Tatar Bifte─či’ ortaya ├ž─▒kt─▒.

Almanya’n─▒n Hamburg ┼čehrinden bir t├╝ccar, ticaret amac─▒ ile gitti─či Orta Asya’da 19. y├╝zy─▒l─▒n ortalar─▒nda Tatar Bifte─či’ni g├Âr├╝r ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifte─či olarak sunar. Daha sonralar─▒ bir a┼č├ž─▒ bu eti k─▒zartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlam─▒nda hamburger ad─▒n─▒ verir.
Hamburger Almanya’y─▒ iki yolla terk eder. Yine 19. y├╝zy─▒lda bir fizik├ži ve ayn─▒ zamanda yemek geli┼čtirme uzman─▒ olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri ─░ngiltere’ye getirir. Salisbury sa─čl─▒kl─▒ bir ya┼čam i├žin g├╝nde ├╝├ž kere, ├Ânceden s─▒cak su ile y─▒kanm─▒┼č biftek yenilmesi gerekti─čine inan─▒yordu. Bu ┼čekilde haz─▒rlanan hamburgere ─░ngiltere’de ‘Salisbury Bifte─či’ ad─▒ verildi.

Di─čer yolla ise, 19. y├╝zy─▒l─▒n sonlar─▒nda Alman g├Â├žmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yap─▒lan k├Âftelerin ismi burada hamburger olarak yerle┼čti. Yani tarihinin hi├žbir safhas─▒nda hamburgerin i├žinde domuz eti olmad─▒. Gerisin geriye T├╝rkiye’ye d├Ând├╝─č├╝nde ise tarihinin atalar─▒m─▒za dayand─▒─č─▒n─▒ bilmeyenler geleneksel damak tad─▒m─▒za uygun olmad─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝rd├╝ler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci D├╝nya Sava┼č─▒ sonras─▒ ABD’de ─░ngilizce’deki Alman k├Âkenli kelimeleri ay─▒klamak i├žin yap─▒lan ├žal─▒┼čmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifte─či’ olarak de─či┼čtirilmeye ├žal─▒┼č─▒ld─▒, ama tutmad─▒.

 

– Yiyecekler tuzlanarak nas─▒l saklanabiliyor?

Yiyece─či tuzlamak insanl─▒k tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kaz─▒larda bu usul├╝n ta┼č devrinde bile bilindi─čine dair bulgular elde edilmi┼č, hatta ├çin’de bu konuda M├ľ 2000 y─▒llar─▒na dayanan kay─▒tlar bulunmu┼čtur. Romal─▒lar eti, bal─▒─č─▒, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak sakl─▒yorlard─▒. Eski M─▒s─▒r’da da ├Âl├╝lerin v├╝cutlar─▒ bozulmamalar─▒ i├žin tuzla kaplan─▒yordu.

Tuz, suyu ├žok seven bir kimyasald─▒r. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin geli┼čmek i├žin muhta├ž olduklar─▒ nemli ortam─▒ ortadan kald─▒r─▒r ve bakterilerin yiyece─či bozmalar─▒n─▒ ├Ânler. Tuz ayn─▒ zamanda bu bakterileri kendisi de do─črudan ├Âld├╝r├╝r. G├╝n├╝m├╝zde eti muhafaza etmek i├žin tuza kuvvetli bir bakteri d├╝┼čman─▒ olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Asl─▒nda tuzlama bir t├╝r pi┼čirmedir. Et ve bal─▒─č─▒ tuzlad─▒─č─▒m─▒zda aynen onlar─▒ pi┼čirmi┼čiz gibi kimyasal bir reaksiyon olu┼čur (lakerday─▒ hat─▒rlay─▒n). Tuzlanan ette proteinler gev┼čer ve ├ž├Âz├╝n├╝r ki, bu, et ─▒s─▒t─▒ld─▒─č─▒nda olan olay ile ayn─▒d─▒r.

 

– So─čan do─črarken ni├žin g├Âz├╝m├╝z ya┼čar─▒r?

So─čan─▒n anavatan─▒n─▒n G├╝neydo─ču Asya oldu─ču san─▒l─▒yor. G├╝n├╝m├╝zde ise d├╝nyan─▒n her yerinde, ├Âzellikle s─▒cak iklim ku┼čaklar─▒nda yeti┼čtirilmekte ve t├╝ketilmektedir. So─čan─▒n tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kay─▒tl─▒ tarihten de ├Ânce ├çin, Hindistan ve Ortado─ču’da yiyecek olarak kullan─▒ld─▒─č─▒ tahmin ediliyor.

So─čan besleyici bir g─▒da olmas─▒n─▒n yan─▒ s─▒ra m├╝thi┼č bir aromatik ├Âzelli─če de sahiptir. Bu aromada i├žindeki k├╝k├╝rtl├╝ maddelerin b├╝y├╝k etkisi vard─▒r, ancak aroma tek ba┼č─▒na k├╝k├╝rtl├╝ maddelerden kaynaklanmamaktad─▒r. So─čan ve sarm─▒sakta s├╝lf├╝r ihtiva eden aminoasitlerin t├╝revleri de vard─▒r.
Bir so─čan─▒ kesti─činizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ ad─▒ verilen k─▒s─▒m ├ž├Âz├╝l├╝r ve g├Âzlerimizi tahri┼č eden ‘proponal-S oxit’ adl─▒ k─▒sm─▒ ortaya ├ž─▒kar. Kimya ilminin kar─▒┼č─▒k kelimeleri akl─▒m─▒z─▒ kar─▒┼čt─▒rmadan esasa ge├žersek, bu maddenin g├Âz├╝m├╝ze de─čmesi ile bir ├že┼čit hidroliz olur ve i├žinde eser miktarda bulunan s├╝lfrik asit g├Âz├╝m├╝z├╝ yakar ve ya┼čarmas─▒na neden olur.

Bu bile┼čimler ├žok dengeli de─čillerdir. ├ľrne─čin ├žok d├╝┼č├╝k bir ─▒s─▒ i┼člemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pi┼čmi┼č so─čanda hi├ž bulunmazlar ve g├Âz ya┼čartamazlar. So─čan do─črarken g├Âzlerinizin ya┼čarmamas─▒ i├žin ├Ânerilen bir├žok ├Ânlem vard─▒r.

├ľnce en ciddisini s├Âyleyelim. Baz─▒ a┼č├ž─▒lar so─čan─▒ kesmeden ├Ânce ─▒slatmay─▒, keserken de ─▒slak tutmay─▒ veya so─čan─▒ ├že┼čmeden akan suyun alt─▒nda kesmeyi ├Âneriyorlar. Bir ba┼čka g├Âr├╝┼č ise so─čan do─črarken a─č─▒zdan nefes almay─▒ tavsiye ediyor. Bu g├Âr├╝┼če g├Âre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip g├Âz├╝m├╝ze yakla┼čmak yerine do─črudan ci─čerlerimize girer ve ├ž─▒karm─▒┼č. Bunu sa─člamak i├žin de di┼člerimizin aras─▒na bir metal ka┼č─▒k koymak yeterliymi┼č.
So─čan do─črarken g├Âzlerin ya┼članmas─▒n─▒ ├Ânlemek i├žin, dudaklar aras─▒nda bir limon dilimi, di┼čler aras─▒nda bir kesme ┼čeker veya d├Ârtte bir dilim ekmek bulundurmay─▒ ├Ânerenler de var. B├Âylece a─čz─▒m─▒za alaca─č─▒m─▒z bu gibi ┼čeylerin, ald─▒─č─▒m─▒z nefesteki s├╝lf├╝r gaz─▒n─▒ emdi─čini iddia ediyorlar.

Di─čer g├Âr├╝┼čler ise, so─čan─▒n do─čran─▒lmas─▒na tepesinden ba┼član─▒lmas─▒ ve c├╝c├╝─č├╝n├╝n en sona b─▒rak─▒lmas─▒ veya so─čan─▒n do─čramadan ├Ânce yar─▒m saat buzdolab─▒nda tutulmas─▒ ┼čeklinde. So─čan do─črarken deniz g├Âzl├╝─č├╝ veya kontakt lens tak─▒lmas─▒n─▒n faydal─▒ olaca─č─▒n─▒ ileri s├╝renler de var. Bu kadar ├žok ├Ânlem se├žene─činin i├žinde, siz bir tanesini bile uygulam─▒yorsan─▒z, yapacak bir ┼čey yok, so─čan─▒ a─člaya a─člaya do─čramaya devam edeceksiniz.

 

– ─░nsanlar yiyeceklerini ni├žin pi┼čirerek yerler?

Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine g├Âre, et yemek insan do─čas─▒nda yoktur. Et yemenin insan sa─čl─▒─č─▒ ├╝zerine olumsuz etkisi oldu─ču gibi damakta tat alma hissini de bozmaktad─▒r. Ancak etoburlar─▒n g├Âzleri ├Ânde, ot oburlar─▒n ise yanda olur teorisine g├Âre, insan─▒n ot obur oldu─čunu iddia etmek biraz haks─▒zl─▒k olur. ─░nsanlar et de yer, ot da. Ama ni├žin pi┼čirerek? ─░nsandan ba┼čka yiyece─čini pi┼čirerek yiyen, bilinen hi├žbir hayvan t├╝r├╝ yoktur.

Genel a├ž─▒klamalara g├Âre, pi┼čirildik├že yiyecekler yumu┼čamakta, yemek ve haz─▒m kolayla┼čmaktad─▒r. Bu ┼čekilde onlar─▒ k├╝├ž├╝k par├žalara ay─▒rarak yiyebildi─čimiz i├žin, zaman ve enerji kayb─▒ en aza indirilmi┼č olur. Ayr─▒ca pi┼čirilen yiyeceklerde, baz─▒ ho┼č olmayan kokular ve sa─čl─▒─č─▒m─▒za zararl─▒ toksik bakteriler de yok olmaktad─▒r.

Bu g├Âr├╝┼č insanlar─▒n pi┼čmi┼č yiyeceklerden ni├žin daha ├žok tat ald─▒klar─▒n─▒ tam olarak a├ž─▒klayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsam─▒na girer. Yiyecekler ─▒s─▒t─▒ld─▒k├ža, b├╝nyelerinde bulunan ┼čeker ve amino asitler par├žalan─▒r ve her biri ayr─▒ tat ve kokuya sahip yeni molek├╝ller olu┼čtururlar. ├ľrne─čin ┼čekeri yeteri kadar ─▒s─▒t─▒rsan─▒z rengi kahverengiye d├Ânmeye ba┼člar ve etrafa ├žok g├╝zel bir koku yay─▒l─▒r. ┼×eker molek├╝llerinin i├žindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomlar─▒, havan─▒n i├žindeki oksijen ile reaksiyona ge├žerek, a─čz─▒m─▒za ve burnumuza ho┼č gelen y├╝zlerce molek├╝ler yap─▒ olu┼čtururlar.

Pi┼čmi┼č bir biftekte en az 600 de─či┼čik ve ho┼čumuza giden koku t├╝r├╝ olu┼čtu─ču ileri s├╝r├╝l├╝yor. Bunu sadece birka├ž de─či┼čik koku t├╝r├╝ ta┼č─▒yan bu─čday ve arpa ile kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒rsak, pi┼čirmenin lezzete yapt─▒─č─▒ katk─▒n─▒n b├╝y├╝kl├╝─č├╝ ortaya ├ž─▒kar. Tabiattaki hali ile ├žok koku t├╝r├╝ne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir ├žilekte yakla┼č─▒k 300, ahududunda ise 200 koku ├že┼čidi bir aradad─▒r.

Yiyeceklerin pi┼čirilmeleri s─▒ras─▒nda, sa─čl─▒─č─▒m─▒za zararl─▒ bakterilerin yan─▒nda, v├╝cudumuz i├žin gerekli vitaminler de ├Âl├╝r. Yanlar─▒na sadece iyice pi┼čirilmi┼č et alarak yola ├ž─▒kan kutup ka┼čiflerinde, vitamin eksikli─či problemlerinin ya┼čand─▒─č─▒ tespit edilmi┼čtir. Bu nedenle pi┼čirilmi┼č yiyece─čin yan─▒nda salata, meyve veya ha┼članm─▒┼č sebzeler de yiyerek bu vitamin a├ž─▒─č─▒ kapat─▒lmal─▒d─▒r. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda ├žok ─▒s─▒t─▒lan her ┼čeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri ├žok fazla s─▒cakken yemenin sindirim sistemimize verdi─či zarar─▒n d─▒┼č─▒nda hi├žbir faydas─▒ yoktur.

 

– Bira i├ženler ni├žin s─▒k s─▒k tuvalete giderler?

Bira, insanl─▒─č─▒n en eski ve en g├╝zel i├žeceklerinden biridir. Ama bu g├╝zel i├žkinin k├╝├ž├╝k bir kusuru vard─▒r. ─░ki barda─č─▒ bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kal─▒n─▒r. Neredeyse i├žilen bira kadar─▒ tuvalete b─▒rak─▒l─▒p, gidilir.

Asl─▒nda bu olay─▒n biran─▒n s─▒v─▒ k─▒sm─▒ ile pek alakas─▒ yoktur. Bira i├žince tuvalete gitme ihtiyac─▒n─▒ hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna k─▒saca ‘ADH’ diyece─čiz. V├╝cudumuzda ├╝retilen bu hormon idrar miktar─▒n─▒ ayarlar ve do─črudan olmasa da kan─▒m─▒zdaki su miktar─▒n─▒ etkiler.

Susuz kald─▒─č─▒m─▒z zaman ‘ADH’ b├Âbreklerimize sinyal g├Ânderip idrar ├╝retimini durdurtur. B├Âylece su harcamas─▒ kesilerek kan─▒m─▒zdaki su miktar─▒ korunur ve plazmadaki tuz miktar─▒n─▒n y├╝kselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ v├╝cudumuzdaki su ve tuz miktar─▒n─▒ dengeleyen, koruyucu bir i┼člev g├Âr├╝r.

Halk aras─▒nda idrar s├Âkt├╝r├╝c├╝ ad─▒ da verilen baz─▒ maddeler ‘ADH’nin salg─▒lanmas─▒na mani olur. Bu durumda b├Âbrekler idrar ├╝retip ├╝retmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda ├╝retmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozuldu─čunu bilmeden suyu d─▒┼čar─▒ atarlar, insan─▒ tuvalete gitmeye mecbur b─▒rak─▒rlar ve v├╝cudun kurumas─▒na sebep olurlar.

V├╝cudumuzdaki bu hormonu en ├žok etkileyen maddelerden biri de alkold├╝r. Biray─▒ bolca i├žince, i├žindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince b├Âbrekler fazla mesai yaparak v├╝cuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biran─▒n s─▒v─▒ k─▒sm─▒n─▒n da buna katk─▒s─▒ vard─▒r, ama ayn─▒ s├╝rede, ayn─▒ miktarda su i├žildi─činde bu kadar tuvalet ihtiyac─▒ duyulmaz.

Asl─▒nda ayn─▒ durum t├╝m alkoll├╝ i├žeceklerde de ge├žerlidir. ─░├žilme zaman─▒ ve miktar─▒ biraya e┼čde─čer oldu─čunda ayn─▒ etki onlarda da g├Âr├╝l├╝r. Bu hormonu etkileyen bir di─čer ├Ânemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein al─▒nd─▒─č─▒nda ‘ADH’ salg─▒lanmas─▒ durur ve b├Âbrekler idrar ├╝retmeye devam eder.

G├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi i├žki i├žmenin sonu├žlar─▒ndan birisi de v├╝cudun kurumas─▒d─▒r. Buna kar┼č─▒ v├╝cutta susama ile birlikte ac─▒kma duyusu da uyar─▒l─▒r. Kaybedilen suya kar┼č─▒ gece yar─▒s─▒ yemek yeme ihtiyac─▒ duyulur. Durum buna uygun de─čilse sabah kalk─▒ld─▒─č─▒nda bir s├╝rahi su i├žilir.

– Diyet kola suda nas─▒l y├╝zebiliyor?

Tabii evinizdeki teneke kutu kolalar─▒ suya at─▒p, y├╝zme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merak─▒n─▒z yoksa bilemezsiniz. Suya at─▒lan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama ayn─▒ hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun do─črulu─čunu ABD’deki kola ├╝reticilerinin yetkilileri de onaylam─▒┼člard─▒r. Peki diyet kola y├╝zmeyi nas─▒l ├Â─črendi?

Her iki kolay─▒ da suya koydu─čunuzda (att─▒─č─▒n─▒zda de─čil) diyet kola y├╝zeye do─čru ├ž─▒kar ama, klasik kola da ta┼č gibi dibe oturmaz. Y├╝zeye ├ž─▒kay─▒m m─▒, ├ž─▒kmayay─▒m m─▒ dercesine sal─▒n─▒r durur.

├ťreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullan─▒lan suni tatland─▒r─▒c─▒lar─▒n yo─čunluklar─▒n─▒n ┼čekere g├Âre daha az olmas─▒ ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullan─▒lmalar─▒ ┼čeklinde izah ediyorlar. Ger├žekten ‘aspartame’ denilen tatland─▒r─▒c─▒, ┼čekerden 200 kez daha tatl─▒d─▒r. Yani bir kolay─▒ tatland─▒rmak i├žin 10 ├žay ka┼č─▒─č─▒ ┼čeker koyman─▒z gerekiyorsa, ayn─▒ tatl─▒l─▒─č─▒ bir ├žay ka┼č─▒─č─▒n─▒n yirmide biri kadar suni tatland─▒r─▒c─▒ katarak verebilirsiniz.

Asl─▒nda diyet kola ve kutunun yap─▒ld─▒─č─▒ al├╝minyumun yo─čunluklar─▒ ayr─▒ ayr─▒ sudan fazlad─▒r ama kutunun i├žindeki hava ve gaz kabarc─▒klar─▒, onun ortalama yo─čunlu─čunu, suyun yo─čunlu─čunun biraz alt─▒na indirir. Ar┼čimet’e g├Âre ortalama yo─čunlu─ču sudan az olan her ┼čey y├╝zebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden ge├žemeyece─čiz. Evinizdeki ayn─▒ hacimdeki teneke kutu biralar─▒ suya koyun, hepsinin farkl─▒ derinliklerde kald─▒klar─▒n─▒ g├Âreceksiniz. Bunun nedeni suyun kald─▒rma g├╝c├╝nden ziyade t├╝ketici yasalar─▒d─▒r. Kutunun kenar─▒nda yazan hacim miktar─▒ yasal olarak en az olan─▒d─▒r.

Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi de─čilse, daha ├žok dolanlar daha a─č─▒r olabilirler.

Kutu biralar e─čer ├╝zerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, i├žlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde y├╝zebilirler. Ancak ├╝reticiler, yasadan ├žekinmeleri nedeni ile, biralar─▒ minimumdan de─čil de, biraz fazla doldurmay─▒ tercih ettiklerinden kutular─▒n ├žo─čunlu─ču suda dibe gider.

 

– Elma kesilince ni├žin karar─▒yor?

Meyve ve sebzelerin baz─▒lar─▒nda kesildiklerinde, kabuklar─▒ soyuldu─čunda veya herhangi bir ┼čekilde zedelendiklerinde farkl─▒ tonlarda renk de─či┼čimleri olu┼čur. Elma, armut, ayva, patates gibi bir├žok sebze ve meyve bu ├Âzelli─či g├Âsterir.

E─čer canl─▒lardaki h├╝cre yap─▒s─▒n─▒ biliyorsan─▒z, her bir h├╝crede binlerce enzim oldu─čunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler h├╝crenin ya┼čamas─▒ i├žin gerekli her t├╝rl├╝ g├Ârevi yerine getirirler. Elmalar─▒n veya patateslerin kesildiklerinde kararmalar─▒ i┼čte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adland─▒r─▒lan─▒n (biz k─▒saca -PPO- diyece─čiz) yaratt─▒─č─▒ bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havan─▒n oksijenini al─▒p, elmada bulunan ‘tanin’ adl─▒ kimyasalla birle┼čtirerek kararmaya neden olur.

Elmay─▒ kesti─činiz veya kabu─čunu soydu─čunuz zaman, kesilme y├╝zeyindeki h├╝creler de b├Âl├╝n├╝r, a├ž─▒l─▒r. Buradaki PPO’lar havan─▒n oksijeni ile birle┼čerek aynen demirin paslanmas─▒ gibi bir renk de─či┼čimi olay─▒ yarat─▒rlar. Yere d├╝┼čen elmalar─▒n y├╝zeyinde olu┼čan kahverengi noktalar─▒n nedeni de ayn─▒d─▒r.
Kahverengi renge d├Ân├╝┼čmeyi ├Ânlemenin bir yolu onlar─▒ keser kesmez suya koymak ve hava ile ili┼čkilerini kesmektir, ancak sudan ├ž─▒kar─▒ld─▒klar─▒nda yine koyula┼čmaya devam ederler. C vitamini kararmay─▒ ├Ânleyebilir. Meyvenin kararan k─▒sm─▒na limon d├Âkerseniz, i├žindeki C vitamini, taninin oksijen ile temas─▒n─▒ ├Ânler ve kararma h─▒z─▒n─▒ azalt─▒r. Bu nedenle meyve ve sebze i┼čleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme i┼člemi yap─▒ld─▒ktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu i├žeren suya at─▒l─▒r.

B├╝t├╝n enzimlerin ortak ├Âzelli─či 75 derece s─▒cakl─▒─č─▒n ├╝zerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ─▒s─▒tmak da bir ├žaredir. Bu tip sebze ve meyveler ha┼čland─▒klar─▒nda enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerle┼čme’ denilen bu olay g├Âr├╝lmez.

┼×imdi m├╝jdemizi verelim. Meyve i┼čleyicilerini, salata haz─▒rlay─▒c─▒lar─▒n─▒, ev kad─▒nlar─▒n─▒ deli eden bu olay─▒n da ├žaresi bulundu. ├çekirdeksiz meyve yeti┼čtirebilmek i├žin ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒ s├╝rd├╝ren genetik m├╝hendisleri, meyve sine─činin olu┼čumu ve bu esmerle┼čme ├╝zerine de gittiler. ├ľzellikle beyaz ├╝z├╝mden ┼čarap ve ┼čeker kam─▒┼č─▒ndan ┼čeker elde etmede sorun olan bu esmerle┼čmeyi genetik├žiler enzim klonlayarak ├Ânlemeyi ba┼čard─▒lar.
Pratikte uyguland─▒─č─▒nda b├╝y├╝k bir ekonomik fayda da sa─člayacak bu ara┼čt─▒rma sonu├žlar─▒, kesildiklerinde benzer esmerle┼čmeyi g├Âsteren a─ča├žlara da uygulanacak ve b├Âylece ka─č─▒t ├╝retimindeki bir sorun daha ortadan kalkacakt─▒r.

Bile┼čimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turun├žgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerle┼čme olay─▒ g├Âr├╝lmez.

 

– Patlam─▒┼č m─▒s─▒r nas─▒l patl─▒yor?

Patlam─▒┼č m─▒s─▒r─▒n hikayesi be┼č bin y─▒l evveline, Amerika k─▒tas─▒na kadar uzan─▒yor. Amerika yerlileri g─▒da i├žin kullan─▒lacak m─▒s─▒r ile i├ži daha sulu olan patlayabilir m─▒s─▒rlar─▒n aras─▒ndaki fark─▒ biliyorlard─▒.

Kolomb k─▒taya ayak bast─▒─č─▒nda yerlilerin m─▒s─▒r k├╝lt├╝r├╝n├╝ g├Ârd├╝, ama as─▒l ilgi 1510’lu y─▒llarda G├╝ney Amerika’da ter├Âr estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmi┼č patlam─▒┼č m─▒s─▒rlar─▒ yediklerini g├Ârmesi ile ba┼člad─▒. ├ťstelik yerliler m─▒s─▒r─▒ bir ├že┼čit ┼či┼če ge├žirerek, tekrar tekrar ─▒s─▒tarak veya k─▒zg─▒n kuma g├Âmerek de─či┼čik ┼čekillerde patlatarak yiyorlard─▒.

Amerika k─▒tas─▒n─▒n ke┼čfinden sonra Avrupa’ya getirilen ├╝r├╝nlerin i├žinde en ├╝nl├╝leri patlam─▒┼č m─▒s─▒r ve t├╝t├╝nd├╝. Birincisine ├žok fazla ya─č ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sa─čl─▒kl─▒d─▒r. Ancak t├╝m m─▒s─▒r taneleri patlamaz. Patlayan m─▒s─▒r─▒n gizemini yaratan iki fakt├Âr vard─▒r: M─▒s─▒r tanesinin i├žinin ├žok g├╝zel bir ─▒s─▒ ge├ži┼č ├Âzelli─či ve m├╝thi┼č bir mekanik mukavemete, yani sa─člaml─▒─ča sahip kabu─ču.

M─▒s─▒ra dikkatli bak─▒ld─▒─č─▒nda, etraf─▒nda kal─▒n ve su ge├žirmez bir kabuk oldu─ču g├Âr├╝l├╝r. Bunun alt─▒nda iki tabaka daha vard─▒r. Tanenin bu i├ž k─▒s─▒mlar─▒ndaki molek├╝llerin s─▒ralan─▒┼č bi├žimi, normal m─▒s─▒r tanelerine g├Âre daha d├╝zenlidir. Bu sayede ─▒s─▒ normal tanelere oranla neredeyse iki misli h─▒zla i├žine yay─▒labilir.
Kal─▒n kabuk ─▒s─▒t─▒ld─▒─č─▒nda, tanenin i├ži de s├╝ratle ─▒s─▒n─▒r ve i├žindeki su, bas─▒n├žl─▒ bir su buhar─▒ olu┼čturur. Is─▒nma s├╝resince gittik├že artan bu bas─▒n├ž, sonunda kal─▒n kabu─čun adeta infilak ederek y─▒rt─▒lmas─▒na yol a├žar. Tane ilk boyutundan yakla┼č─▒k 30 misli b├╝y├╝r, i├ži d─▒┼č─▒na gelir, yani tanenin i├žindeki yumu┼čak k─▒s─▒m d─▒┼čar─▒ ├ž─▒karak yenilebilir k─▒sm─▒ olu┼čturur. Bu ├Âzelli─či tabiatta ba┼čka hi├žbir ┼čeyde g├Âremezsiniz. Belki biraz ekme─čin olu┼čumunu buna benzetebiliriz.
Bir m─▒s─▒r tanesinin ideal bir ┼čekilde patlayabilmesi i├žin, i├žinde en az y├╝zde 14 oran─▒nda su olmas─▒ gerekir. Bunun alt─▒ndaki oranlarda yine patlar ama k─▒smen a├ž─▒l─▒r, istenen sonu├ž al─▒namaz. M─▒s─▒r─▒n i├žersindeki su oran─▒n─▒ art─▒rmak i├žin, kapal─▒ bir ortamda ├╝zerine su serpi┼čtirilmesi ve beklemeye b─▒rak─▒lmas─▒n─▒n faydal─▒ olaca─č─▒ s├Âylenir ama bu i┼člem m─▒s─▒r─▒n i├žindeki su oran─▒n─▒ en fazla y├╝zde l artt─▒r─▒r. Bir m─▒s─▒r─▒ i─čneyle delerseniz, bir f─▒r─▒nda veya g├╝ne┼č alt─▒nda bekletirseniz, 150 derecenin alt─▒nda ─▒s─▒t─▒rsan─▒z, yukar─▒da bahsedilen suyun buharla┼čmas─▒, bas─▒n├ž ve infilak─▒n hi├žbiri ger├žekle┼čmez.

 

– Domates ni├žin meyvedir?

Genellikle meyveler ├ži─č olarak (tabii y─▒kand─▒ktan sonra), sebzeler ise pi┼čirildikten sonra yenilir. Bu da baz─▒ yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklar─▒na dair kar─▒┼č─▒kl─▒klara yol a├žar. ├ľrne─čin domates salatada ├ži─č olarak yenilebilir, bunun yan─▒nda tencere yeme─či olarak dolmas─▒ da yap─▒l─▒r. Bu durumda domates meyvemidir, yoksa sebze mi? Genel kan─▒n─▒n ikincisi olmas─▒na ra─čmen asl─▒nda domates bir meyvedir.

├çar┼č─▒, pazar anlay─▒┼č─▒na g├Âre, tabiatta bulundu─ču ┼čekilde yenilen ve tad─▒ tatl─▒ olan yiyecekler meyvedir. ├çar┼č─▒da, pazarda, marketlerde elma, ├žilek, ├╝z├╝m ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlar─▒nda bulunur.

Ancak bilim insanlar─▒, yani botanistler, sebze-meyve ay─▒r─▒m─▒n─▒ b├Âyle yapm─▒yorlar. Onlara g├Âre meyve, i├žinde etli veya kuru, ├žo─čunlu─čunu ├žekirdek diye adland─▒rd─▒─č─▒m─▒z, kendi tohumu veya tohumlar─▒ bulunan yiyecektir. Bu tan─▒ma g├Âre kay─▒s─▒, ┼čeftali, ├╝z├╝m, taze fasulye, domates, salatal─▒k (h─▒yar) ve benzeri g─▒da maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani k─▒saca ├žekirde─či olan t├╝m yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havu├ž, ┼čalgam, so─čan, sar─▒msak gibi bitki k├Âkleri, lahana, marul gibi bitki yapraklar─▒, hatta asl─▒nda bir ├ži├žek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin de─či┼čik k─▒s─▒mlar─▒n─▒ yeriz. ├ľrne─čin, maydanoz yeti┼čti─či bitkinin yaprak k─▒sm─▒ iken, karabiber a─čac─▒n meyvesi, tar├ž─▒n kabu─ču, susam ise bitkisinin tohumudur.

 

– Un ni├žin ├žok tehlikeli bir patlay─▒c─▒d─▒r?

arihte kayda ge├žen ilk un patlamas─▒ 1785 y─▒l─▒nda ─░talya’da Turiri’de bir ekmek f─▒r─▒n─▒nda, bir lamban─▒n un tozunu tutu┼čturmas─▒ sonucu oldu. ├ľl├╝me ve fazla zarara yol a├žmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern g├╝nlerimizin ba┼člang─▒c─▒nda, insanl─▒k tarihinin ana g─▒das─▒ ekme─čimizin en ├Ânemli girdisi olan unun ├žok ciddi bir ┼čekilde yanarak patlayabilece─čini kime s├Âyleseniz herhalde ┼čaka kabul eder g├╝lerdi. 1981’de ABD’de b├╝y├╝k bir hububat silosu infilak edip, 9 ki┼či ├Âl├╝p, 30 ki┼či de yaralan─▒nca g├╝lmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standard─▒ getiren kurallar─▒n uygulanmas─▒na ba┼član─▒lmas─▒na ra─čmen 90’l─▒ y─▒llarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama y─▒lda 13 patlama oldu.

Peki nas─▒l oluyor da un bu kadar tehlikeli bir ┼čekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. ├ç├╝nk├╝ o bir karbonhidrat. Havada toz olarak as─▒l─▒ duran karbonhidrat─▒n miktar─▒, bir metrek├╝pte 50 gram─▒ a┼č─▒nca herhangi bir ┼čekilde tutu┼čturuldu─čunda patlar. Un tozlar─▒ o kadar k├╝├ž├╝kt├╝r ki, an─▒nda yanar ve bu yang─▒n di─čerlerine zincirleme yay─▒l─▒r. Bu da toz bulutunda, ortama da ba─čl─▒ olarak, patlay─▒c─▒ bir g├╝├ž olu┼čturur. Benzer durum ┼čeker, puding ve hatta ├žok ince testere tala┼člar─▒nda bile olu┼čabilir.

Bir yang─▒n─▒n ├ž─▒kmas─▒ i├žin ├╝├ž ┼čeyin bir arada olmas─▒ gerekir. Hava (i├žindeki oksijen), yan─▒c─▒ madde (burada un oluyor) ve tutu┼čturucu. Silolarda insanlar─▒n ├žal─▒┼čt─▒klar─▒ yerlerde tutu┼čmak i├žin gereken metrek├╝pte en az 50 gram un tozu miktar─▒na pek ula┼č─▒lamaz. Tabii burada unutulmamas─▒ gereken patlamaya sebep verenin yan─▒c─▒ maddenin havada as─▒l─▒ duran toz miktar─▒ oldu─čudur, yoksa yere serilen unda b├Âyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutu┼čmaya sebep olan ┼čeyler, bilin├žsizce yap─▒lan bir kaynak, bir kesme i┼člemi, sigara, asans├Ârler ve konvey├Ârlerin mekanizmalar─▒ndan ├ž─▒kan k─▒v─▒lc─▒mlar olabilir. ┼×├╝phesiz ortam─▒n da ├žok ├Ânemi vard─▒r. Patlaman─▒n yaratt─▒─č─▒ b├╝y├╝k bas─▒n├ž bo┼čalacak yer bulamazsa binay─▒ bile y─▒kabilir. A├ž─▒k havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Han─▒mlar, endi┼čelenmeyin, kurabiye veya b├Ârek yapmak i├žin ald─▒─č─▒n─▒z bir kilo undan 50 gram─▒ havaya u├žmaz. Bu olay i├žin tonlarca un gerekir. Hamur yo─čurmak i├žin balkona ├ž─▒kman─▒za hi├ž gerek yok!

 

– G├Âky├╝z├╝ neden mavidir?

Bu i┼čin daha ilgin├ž bir yan─▒ var. G├╝ne┼čin ─▒┼č─▒─č─▒ ne renktir, hi├ž d├╝┼č├╝nd├╝n├╝z m├╝? ├ço─čunuzun sar─▒ diyece─čine eminim. G├╝ne┼č ─▒┼č─▒─č─▒ beyazd─▒r, yani bir renk de─čildir, b├╝t├╝n renklerin kar─▒┼č─▒m─▒d─▒r.

Bunun ispat─▒ ise ├žok kolayd─▒r. E─čer evinizde kristal bir avize varsa, bir par├žas─▒n─▒ annenize belli etmeden al─▒n ve g├╝ne┼če do─čru tutun. Kristalin ─▒┼č─▒─č─▒ k─▒rarak ayn─▒ g├Âkku┼ča─č─▒n─▒n renkleri gibi ayr─▒┼čt─▒rd─▒─č─▒n─▒ g├Âreceksiniz.

Bilindi─či gibi, g├╝ne┼čin beyaz ─▒┼č─▒─č─▒ asl─▒nda mor, mavi, ye┼čil, sar─▒, turuncu ve k─▒rm─▒z─▒ renklerin kar─▒┼č─▒m─▒d─▒r. G├╝ne┼čten ├ž─▒karak atmosferimize kadar yol alan g├╝ne┼č ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒n ├žo─čunlu─ču te─čet ge├žerken, bir k─▒sm─▒ atmosferimiz taraf─▒ndan emilir.

Bu ─▒┼č─▒k atmosferden ge├žerken mor taraf─▒ndaki ─▒┼č─▒klar, k─▒rm─▒z─▒ taraf─▒ndakine g├Âre daha fazla da─č─▒l─▒rlar ve atmosferde ├žo─čunlukla mavi renk k─▒r─▒larak yery├╝z├╝ne yans─▒t─▒l─▒r. Bu durumda biz g├Âky├╝z├╝n├╝ mavi renkte g├Âr├╝rken, g├╝ne┼či de beyaz-sar─▒ kar─▒┼č─▒m─▒ bir renkte g├Âr├╝r├╝z.

Atmosferimiz olmasayd─▒, g├╝ne┼či yine parlak bembeyaz renkte g├Ârecek ancak b├╝t├╝n g├Âky├╝z├╝ geceleri oldu─ču gibi karanl─▒k olacak, g├╝ne┼čle beraber di─čer y─▒ld─▒zlar da g├Âr├╝n├╝yor olacakt─▒.

Peki asl─▒nda beyaz renk olan g├╝ne┼č ─▒┼č─▒nlar─▒ yukar─▒da bahsedilenler nedeniyle sar─▒ renk g├Âr├╝l├╝yor da, g├╝ne┼č ufka yakla┼č─▒p batarken nas─▒l turuncu, hatta k─▒pk─▒rm─▒z─▒ bir renk alabiliyor?

G├╝ne┼č ufukta al├žald─▒─č─▒ zaman, a├ž─▒s─▒ nedeni ile g├Âz├╝m├╝ze ula┼čt─▒─č─▒ mesafe de uzad─▒─č─▒ndan, ─▒┼č─▒nlar─▒ ona bakanlara daha ├žok yol kat ederek ula┼č─▒r. Bu, ─▒┼č─▒nlar─▒n havada daha ├žok molek├╝l ve par├žac─▒k aras─▒ndan ge├žmesi, onlar taraf─▒ndan daha ├žok yans─▒t─▒lmas─▒ ve da─č─▒t─▒lmas─▒ demektir.

B├Âylece g├╝ne┼č ufukta al├žalmaya, batma noktas─▒na do─čru gelmeye ba┼člay─▒nca, o anda tepesinde bulundu─ču yerlerde k─▒rm─▒z─▒ d─▒┼č─▒ndaki renkler atmosfer taraf─▒ndan emildi─či i├žin g├Âky├╝z├╝ mavi, g├╝ne┼č sar─▒ renkte g├Âr├╝ld├╝─č├╝ halde, g├╝ne┼či ufukta g├Ârenlere k─▒rm─▒z─▒ ve biraz da turuncu renkler ula┼č─▒r.

 

– Arz─▒n merkezine seyahat nas─▒l olurdu?

E─čer d├╝nyan─▒n merkezinden ge├žen ve ├Âb├╝r tarafa a├ž─▒lan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun a─čz─▒ndan i├žeri atlasayd─▒k ne olurdu?

Kesin olan bir ┼čey var ki, d├╝nyan─▒n merkezine ula┼čt─▒─č─▒m─▒zda, erimi┼č magma i├žinde eriyip yok olacakt─▒k. Biz yine de magmay─▒ ve hava s├╝rt├╝nmesini unutup, bu bo┼č kuyuda yapaca─č─▒m─▒z yolculuk nas─▒l olurdu, ona bakal─▒m.

D├╝nyan─▒n merkezine ula┼čt─▒─č─▒m─▒zda a─č─▒rl─▒─č─▒m─▒z s─▒f─▒rlan─▒rd─▒. ─░nsan─▒ d├╝nyan─▒n merkezine ├žeken yer ├žekimi bu noktada her y├Ânde ayn─▒ oldu─čundan, a─č─▒rl─▒─č─▒m─▒z s─▒f─▒r olur, ama ilk h─▒zla merkezi ge├žer ├ľb├╝r uca do─čru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atlad─▒─č─▒m─▒zda s├╝ratimiz gittik├že artar, merkezi ge├žtikten sonra gittik├že yava┼člamaya ba┼člar, kuyunun ├Âb├╝r ucunda, yani ba┼člad─▒─č─▒m─▒z noktadan yakla┼č─▒k 13.000 kilometre sonra h─▒z─▒m─▒z s─▒f─▒rlan─▒r, kuyunun kenar─▒na iyi tutunamazsak, gerisin geriye d├╝┼čer ve bu hareket kuyunun iki ucu aras─▒nda sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayal─▒m ki, ba┼člang─▒├žta hava s├╝rt├╝nmesini hesaba katmad─▒─č─▒m─▒z─▒ s├Âylemi┼čtik. S├╝rt├╝nme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzakla┼č─▒r ve sonunda merkezde hareketsiz kal─▒rd─▒k. Siz, siz olun, her g├Ârd├╝─č├╝n├╝z kuyunun i├žine atlamay─▒n!

 

– Deniz suyu ni├žin tuzludur?

Yirminci y├╝zy─▒l─▒n ba┼člar─▒nda bilim insanlar─▒ bu konuyu ├žok basit bir ┼čekilde a├ž─▒kl─▒yorlard─▒. Bu a├ž─▒klamaya g├Âre, her ne kadar nehirlerin sular─▒ tatl─▒ ise de i├žlerinde bir miktar da erimi┼č mineral vard─▒r. Yataklar─▒ndaki bu mineralleri ve i├žlerinde tuz bulunan kayalar─▒ erozyona u─čratarak okyanuslara ta┼č─▒rlar. Bu mineraller i├žinde en ├žok olan─▒ kimya dilinde sodyum klor├╝r (NaCl) diye adland─▒r─▒lan bildi─čimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri d├Ânmez.

Bilim insanlar─▒ bu teoriden yola ├ž─▒karak d├╝nyan─▒n ya┼č─▒n─▒n da hesap edilebilece─čine inan─▒yorlard─▒. Ancak nehirlerdeki tuz oran─▒ ile okyanuslardaki tuz oran─▒ mukayese edilerek yap─▒lan hesaplamalarda d├╝nyan─▒n ya┼č─▒ 300 milyon y─▒l ├ž─▒kt─▒. D├╝nyam─▒z ise ger├žekte 4,5 milyar k├╝sur ya┼č─▒ndad─▒r.
Ayr─▒ca bu teoriye g├Âre denizlerdeki tuzun her ge├žen y─▒l artmas─▒ gerekir.

Her ne kadar denizlerdeki tuz oran─▒ b├Âlgelere ve zamana g├Âre de─či┼čiklik g├Âsterse de i├žindeki belli ba┼čl─▒ elementlerin yo─čunluklar─▒n─▒n y├╝z milyonlarca y─▒l hemen hemen ayn─▒ kald─▒klar─▒ bilinmektedir. ├ľyleyse bu y├╝ksek miktardaki tuz ba┼člang─▒├žta denizlere nereden gelmi┼čtir? Bilim insanlar─▒ da tam olarak bilemiyorlar ve emin de─čiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki ├že┼čit atomdan yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanlar─▒ Sodyum’un ilk teoride oldu─ču gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere ta┼č─▒nd─▒─č─▒n─▒, Klor’un ise d├╝nya tarihinin ilk d├Ânemlerinde, yer kabu─ču ile yer merkezi aras─▒nda kalan katmanlardan, okyanuslar─▒n diplerindeki ├žatlaklar ve volkanlar yolu ile denize kar─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ ve bu ikisinin birle┼čerek denizin tuzunu olu┼čturduklar─▒n─▒ tahmin ediyorlar.

Ama hala ni├žin denizlerin gittik├že tuzlu olmad─▒─č─▒n─▒n cevab─▒n─▒ alabilmi┼č de─čiliz. Bilim insanlar─▒ bunun a├ž─▒klamas─▒n─▒ da ┼č├Âyle yap─▒yorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama ayn─▒ zamanda denizdeki di─čer kimyasallarla birle┼čerek, okyanus taban─▒ndaki kayalar taraf─▒ndan emilerek veya deniz suyunun ├ž├Âzeltisinden ayr─▒l─▒p ├ž├Âkelti haline gelerek bir ┼čekilde deniz suyunun i├žinden eksilmektedir.

Y├╝z milyonlarca y─▒l, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oran─▒n─▒ hep ayn─▒ tutan bu m├╝thi┼č ayar ger├žekten ├žok etkileyici.

 

– G├╝ne┼če yakla┼čt─▒k├ža hava ni├žin so─čuyor?

D├╝nyam─▒zdaki ─▒s─▒n─▒n kayna─č─▒ g├╝ne┼č oldu─čuna g├Âre ve bir da─č─▒n tepesi g├╝ne┼če daha yak─▒n iken orada hava ni├žin daha so─čuk oluyor? ├ľncelikle ┼čunu s├Âyleyelim ki, g├╝ne┼č ile d├╝nya aras─▒ndaki mesafeyi d├╝┼č├╝n├╝rsek, bir da─č─▒n tepesine ├ž─▒kmakla bu mesafedeki azal─▒┼č ├žok ├Ânemsiz kal─▒r. G├╝ne┼č d├╝nyam─▒zdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken d├╝nyam─▒zdaki en y├╝ksek da─č─▒n y├╝ksekli─či 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)
Biz zaten her g├╝n evimizde otururken d├╝nyan─▒n kendi ├ževresinde d├Ânmesinden dolay─▒, d├╝nyan─▒n ├žap─▒ kadar, g├╝ne┼če 12 bin kilometre yakla┼č─▒p uzakla┼č─▒yoruz. Elips ┼čeklindeki y├Âr├╝ngesinde d├╝nya g├╝ne┼čin etraf─▒nda d├Ânerken g├╝ne┼če en fazla yakla┼čt─▒─č─▒ mesafe 147 milyon, en uzakla┼čt─▒─č─▒ mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani d├╝nya zaten bir y─▒l i├žinde g├╝ne┼če 5 milyon kilometre yakla┼č─▒p uzakla┼čmaktad─▒r. Bu durum d├╝nyam─▒zdaki ─▒s─▒y─▒ pek etkilemez, m├╝him olan ─▒┼č─▒nlar─▒n dik gelmesidir.

G├╝ne┼čin d├╝nyam─▒zda yaratt─▒─č─▒ s─▒cakl─▒k, ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒n yery├╝z├╝nden yans─▒mas─▒ ile olur. Ondan sonra y├╝kseldik├že nemli havada her bir kilometrede yakla┼č─▒k 6-7 derece d├╝┼čer. Yani Everest’in dibi ile tepesi aras─▒nda 50 dereceden fazla s─▒cakl─▒k fark─▒ olmas─▒ do─čal. Bu s─▒cakl─▒k d├╝┼č├╝┼č├╝ atmosferin birinci katman─▒na kadar b├Âyle s├╝r├╝yor. Yani yery├╝z├╝nde ─▒s─▒ 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar d├╝┼č├╝yor. Bundan sonra s─▒cakl─▒k de─či┼čiminin ak─▒l almaz dans─▒ ba┼čl─▒yor.

Atmosferin ikinci tabakas─▒ olan ve i├žinde ozon tabakas─▒ da bulunan 11. ve 48. kilometreler aras─▒nda hava ─▒s─▒s─▒ bu sefer tam tersi y├╝kseldik├že art─▒yor, tekrar s─▒f─▒r dereceye kadar ├ž─▒k─▒yor. 48. kilometreyi ge├žip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar d├╝┼č├╝┼če ge├žiyor. Bu tabakan─▒n sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar d├╝┼č├╝yor. Bundan sonra da s├╝rekli y├╝kseli┼če ge├žerek g├╝ne┼če yakla┼čt─▒k├ža art─▒yor.
G├╝ne┼čin y├╝zeyinden 2 milyon derece s─▒cakl─▒kla ├ž─▒kan ─▒┼č─▒─č─▒n 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra d├╝nyam─▒z y├╝zeyine ya┼čayabilece─čimiz bir ortam─▒ yaratacak ┼čekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inan─▒lmaz.

Yery├╝z├╝nde ─▒s─▒nan havan─▒n y├╝kseldi─či do─črudur, ama hava bu enerjisini y├╝kselirken harcar ve da─č─▒n tepesine ula┼čt─▒─č─▒nda ├ževre hava ─▒s─▒s─▒ ile ayn─▒ ─▒s─▒ derecesine gelir. Da─č tepelerinin so─čuk olmas─▒n─▒n bir ba┼čka nedeni da─č y├╝zeylerinin ┼čekilleri dolay─▒s─▒yla g├╝ne┼č ─▒┼č─▒klar─▒n─▒ dik alamamalar─▒d─▒r. Bu nedenle da─člar─▒n etekleri bile serin olur, burada ─▒s─▒n─▒p y├╝kselen bir hava tabakas─▒ bile olu┼čamaz. Ayr─▒ca da─čdaki kayalarla birlikte kar ve buz da g├╝ne┼č ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒ fazla emmez ve ├žo─čunu yans─▒t─▒rlar.

Yery├╝z├╝n├╝n ─▒s─▒nmas─▒nda bulutlar da ├Ânemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha so─čuktur. ├ç├╝nk├╝ bulutlar yerden gelen ─▒s─▒y─▒ tekrar yere yans─▒t─▒rlar. Da─č zirvelerinde ise ne bu s─▒cakl─▒─č─▒ yere tekrar yans─▒tacak bulut vard─▒r, ne de onu tutacak yo─čunlukta atmosfer.

 

– Suyun hacmi, donunca ni├žin k├╝├ž├╝lm├╝yor?

G├╝n├╝m├╝zde ilim o kadar geli┼čmi┼čtir ki, atomun, ├žekirde─činin, ├ževremizdeki her ┼čeyin, d├╝nyam─▒z─▒n hatta g├Âky├╝z├╝ndeki y─▒ld─▒zlar─▒n hareketlerinin ┼čimdiye kadar ke┼čfedilen ve bilinen fizik kurallar─▒ ile izah─▒ m├╝mk├╝nd├╝r. Bildi─čimiz her ┼čey fizik kurallar─▒na uyar. Bir ┼čey hari├ž. Ya┼čam─▒m─▒z─▒n ayr─▒lmaz bir par├žas─▒ olan su.
Fizik kurallar─▒na g├Âre bir madde ─▒s─▒t─▒ld─▒─č─▒nda geni┼čler, genle┼čir. So─čutuldu─čunda da b├╝z├╝┼č├╝r, yani hacmi azal─▒r. Ancak su bu kurala uymaz, aksine s─▒f─▒r derecenin alt─▒na so─čutuldu─čunda donar ve buz olarak hacmi azalaca─č─▒na artar. Saf su buza d├Ân├╝┼č├╝rken, hacminin y├╝zde 9’u oran─▒nda geni┼čler. Buzda su molek├╝lleri ola─čan├╝st├╝ gev┼ček bir olu┼čum i├žinde yer al─▒rlar. Buz, arada deliklerin kald─▒─č─▒ bir yap─▒ya sahiptir.

Bilindi─či gibi, bilimsel form├╝l├╝ ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan olu┼čmu┼čtur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birle┼čtiklerinde, kendi aralar─▒nda 105 derecelik bir a├ž─▒ meydana getirirler. Yap─▒ olarak iki hidrojen atomunu birle┼čtiren ba┼čka elementler de vard─▒r ve onlar fizik kurallar─▒na uyarlar. ├ľrne─čin ayn─▒ yap─▒daki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline ge├žer. Ancak su hidrojen atomlar─▒n─▒n dipol ba─člant─▒lar─▒ nedeni ile s─▒f─▒r derecede donar, art─▒ 100 derecede gaz haline ge├žer, donarken de hacmi k├╝├ž├╝lece─čine b├╝y├╝r.

─░┼čte bu fizik yasalar─▒na ayk─▒r─▒ ├Âzellik d├╝nyam─▒zdaki ya┼čam─▒ sa─člar. E─čer buz sudan daha yo─čun, yani daha a─č─▒r olsayd─▒, suyun i├žinde dibe batard─▒. So─čuk b├Âlgelerde denizlerde, g├Âllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, g├╝ne┼č ─▒┼č─▒─č─▒ alamayacaklar─▒ndan eriyemeyeceklerdi. B├Âylece y─▒llar s├╝ren birikimlerle her taraf─▒ buzlar kaplayacak ve buzullar devri ba┼člayabilecekti.

Ancak buz, yo─čunlu─čunun azl─▒─č─▒ nedeni ile suyun ├╝zerinde kal─▒r. Bu durumda buzlar altlar─▒ndaki sular─▒n donmalar─▒na engel olduklar─▒ i├žin d├╝nyam─▒zdaki ani ─▒s─▒ de─či┼čikliklerini de ├Ânlerler, gece ve g├╝nd├╝z aras─▒ndaki ─▒s─▒ farklar─▒n─▒ azalt─▒rlar ve yaz g├╝nlerindeki g├╝ne┼č ─▒┼č─▒─č─▒ ile kolayca erirler.

E─čer buz sudan daha a─č─▒r olmu┼č olsayd─▒, gezegenimizdeki t├╝m su rezervleri donmu┼č olurdu. Belki de ba┼člang─▒├žtaki buzul devrinde ├Âyleydi de, tabiat ana kendi koydu─ču kurallara ayk─▒r─▒ olarak, hidrojen atomlar─▒n─▒n aras─▒ndaki a├ž─▒ya biraz dokundu, buzun suyun ├╝st├╝nde kalmas─▒n─▒ sa─člad─▒ ve d├╝nyam─▒z─▒ bizim i├žin ya┼čan─▒r hale getirdi.

 

– Ya┼čanm─▒┼č en d├╝┼č├╝k ve en y├╝ksek s─▒cakl─▒k ka├ž derecedir?

┼×imdiye kadar d├╝nyam─▒zda tespit edilebilen en d├╝┼č├╝k s─▒cakl─▒k g├╝ney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ├Âl├ž├╝lm├╝┼čt├╝r. San─▒lmas─▒n ki g├╝ney kutbu devaml─▒ kar ya─č─▒┼č─▒ ald─▒─č─▒ i├žin d├╝nyan─▒n en so─čuk yeridir. Antarktika daima karla kapl─▒ olmas─▒na ra─čmen d├╝nyan─▒n en az ya─č─▒┼č alan ├ž├Âllerinden daha kurakt─▒r. So─čuk hava ├žok uzun aral─▒klarla da olsa d├╝┼čen her ya─č─▒┼č─▒ dondurup, korudu─ču i├žin s├╝rekli kar ve buzlarla ├Ârt├╝l├╝d├╝r.
Ortalama s─▒cakl─▒k olarak g├╝ney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha so─čuktur. ├ç├╝nk├╝ g├╝ney kutbu deniz seviyesinden daha y├╝ksektir, g├╝ne┼čten daha az ─▒┼č─▒k al─▒r ve g├╝ne┼čin gitti─či zamanlarda bu ─▒┼č─▒─č─▒n getirdi─či ─▒s─▒y─▒ s├╝ratle kaybeder. D├╝nyadaki buzlar─▒n y├╝zde 90’─▒ g├╝ney kutbundad─▒r, buzlar denizin alt─▒nda 600 metre derinli─če kadar iner. Ya┼čam ancak buz par├žalar─▒n─▒n k─▒y─▒lar─▒nda penguen ve fok s├╝r├╝leri olarak g├Âr├╝l├╝r.
Kuzey kutbu, alt─▒nda hi├žbir kara par├žas─▒ olmaks─▒z─▒n, denizin ├╝st├╝nde y├╝zen bir buz k├╝tlesidir. Kuzey kutbunda bulabilece─činiz her ta┼č mutlaka g├Âkta┼č─▒d─▒r.

D├╝nyam─▒zda ├Âl├ž├╝lebilecek en d├╝┼č├╝k so─čukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha d├╝┼č├╝k s─▒cakl─▒kta molek├╝ller hareket edemeyece─či i├žin buna ‘mutlak s─▒f─▒r’ denilir.

D├╝nya ├╝zerindeki ortalama s─▒cakl─▒k 5-10 derece artsa Gr├Ânland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su d├╝zeyi 100 metre artar ve tabii d├╝nya haritas─▒ da ├Ânemli bir ┼čekilde de─či┼čirdi.

D├╝nyada bug├╝ne kadar saptanabilen en y├╝ksek s─▒cakl─▒k g├Âlgede 58 derece olarak 13 Eyl├╝l 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ├Âl├ž├╝lm├╝┼čt├╝r.
Tabii en y├╝ksek s─▒cakl─▒k insan─▒ en fazla rahats─▒z eden s─▒cakl─▒k anlam─▒na gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin ├žok ├Ânemli bir rol├╝ vard─▒r. G├Âremeyiz ama havan─▒n i├žinde su da, daha do─črusu su buhar─▒ da vard─▒r. Atmosferde bulunan su miktar─▒ toplanabilseydi, d├╝nya y├╝zeyini 2,5 santimetre kal─▒nl─▒─č─▒nda bir su tabakas─▒ kaplard─▒.

Ancak havan─▒n i├žine alabilece─či su miktar─▒n─▒n bir s─▒n─▒n vard─▒r. Bu suya doyma seviyesine gelince hava art─▒k i├žine su alamaz. ─░nsanlar terleyince ter buharla┼č─▒p havaya kar─▒┼čamaz ve art─▒k terleyemezler, rahatlayamazlar. ├çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildi─činiz i├žin fazla bir rahats─▒zl─▒k duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymu┼č havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.

 

– Bulutlar nas─▒l olu┼čuyor ?

Tepenizde g├Ârd├╝─č├╝n├╝z orta b├╝y├╝kl├╝kte, yakla┼č─▒k l kilometre ├žap─▒ndaki bir bulutun hacmi 4 milyar metrek├╝pt├╝r ve i├žinde l-5 milyon kilogram su vard─▒r. Peki nas─▒l oluyor da bu kadar su ba┼č─▒m─▒za kovadan d├Âk├╝l├╝r gibi d├Âk├╝lm├╝yor, bu kadar tonlarca a─č─▒rl─▒k havada durabiliyor? Ger├žekten bulutlar g├Âky├╝z├╝n├╝n inan─▒lmaz ve harika s├╝sleridir.

Hi├žbir bulut di─čeri ile ┼čekil ve hacim olarak ayn─▒ de─čildir. ├ç├╝nk├╝ olu┼čumlar─▒na etki eden hava ak─▒mlar─▒, s─▒cakl─▒k, bas─▒n├ž, havadaki toz miktar─▒ v.b. gibi o kadar ├žok etken vard─▒r ki, ├žok de─či┼čken olan atmosferde iki yerde b├╝t├╝n bu ┼čartlar─▒ e┼čit olarak sa─člamak m├╝mk├╝n de─čildir.

Is─▒nan yery├╝z├╝nden buharla┼čan su, havadan hafif minik su buharlar─▒ ┼čeklinde do─čruca g├Âky├╝z├╝ne y├╝kselir. Belirli bir y├╝kseklikte bas─▒n├ž azald─▒─č─▒, hava da

so─čudu─ču i├žin minik su damlac─▒klar─▒ haline ge├žerler ve bulutlar─▒ olu┼čtururlar. Ba┼člang─▒├žta bu damlalar o kadar k├╝├ž├╝kt├╝r ki, ├žaplar─▒ birka├ž mikrometredir. (─░nsan sa├ž─▒ 100 mikrometredir.) Ortalama bir ya─čmur damlas─▒n─▒n olu┼čabilmesi i├žin bunlardan milyonlarcas─▒n─▒n birle┼čmesi gerekir.

Bulutlar─▒n bu kadar a─č─▒rl─▒─ča ra─čmen g├Âky├╝z├╝nde as─▒l─▒ kalabilmelerinin sebebi bu damlac─▒klar─▒n ├žok k├╝├ž├╝k olmalar─▒d─▒r. Her ne kadar bir kilometre ├žap─▒ndaki bir bulutta en az─▒ndan 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha a─č─▒rd─▒r. Bu nedenle de bulutlar i├žerlerindeki ya─čmur taneleri iyice olu┼čup, a─č─▒rla┼č─▒p yere d├╝┼čene kadar tepemizde gezinip dururlar. Asl─▒nda ya─čmur ya─čarken ya─čmur damlas─▒ olu┼čma i┼člemi devam etti─činden bulut i├žindeki suyu bo┼čalt─▒p bir anda kaybolmaz.

Bulutun olu┼čumunda ba┼člang─▒├žta olu┼čan su damlac─▒klar─▒ o kadar k├╝├ž├╝kt├╝r ki, ├╝zerlerine gelen ─▒┼č─▒klar─▒ do─črudan yans─▒t─▒rlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz g├Âr├╝n├╝rler. Su damlac─▒klar─▒ birle┼čip b├╝y├╝d├╝k├že, yani kal─▒nla┼čt─▒k├ža ─▒┼č─▒─č─▒ daha az yans─▒t─▒rlar, bu nedenle de ya─čmur bulutlar─▒ daha koyu, gri hatta siyaha yak─▒n renkte g├Âr├╝n├╝r. Gittik├že b├╝y├╝yerek a─č─▒rla┼čan bu damlalar bulutun alt─▒nda topland─▒─č─▒ndan, bu tip bulutlar─▒n tabanlar─▒ ├╝st taraflar─▒na nazaran daha koyu renktedirler.
Havadaki s─▒cakl─▒k yatay olarak genellikle ayn─▒d─▒r. Bu nedenle havan─▒n i├žine suyu alabilece─či y├╝kseklik yatay olarak hemen hemen ayn─▒ oldu─čundan bulutlar─▒n altlar─▒ daha d├╝zd├╝r. Bulutun ortas─▒ ile ├╝st kenar─▒ aras─▒ndaki ─▒s─▒ farkl─▒ oldu─ču ve ├╝st taraf─▒nda su damlas─▒ olu┼čumu devam etti─či i├žin ├╝st taraflar k─▒vr─▒ml─▒d─▒r.
Bulutlar ┼čekillerine ve y├╝ksekliklerine g├Âre s─▒n─▒fland─▒r─▒l─▒rlar. Genelde ├╝├ž ana grupta toplan─▒rlar. Bu s─▒n─▒fland─▒rmaya g├Âre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sir├╝s’, k├╝meler halinde olanlara ‘k├╝m├╝l├╝s’, ufukta tabaka halinde g├Âr├╝nenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayr─▒ca iki tane de y├╝kseklik kategorisi var. Bulutun taban─▒ yerden 2.000 – 6.000 metre y├╝kseklikte ise ├Ân ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha y├╝kseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Ya─čmur bulutlar─▒na da di─čerlerinden ay─▒rmak i├žin ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.

– Ni├žin ya─čmur ya─č─▒yor ?

Herhalde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yar─▒n ya─čmur ya─čacak m─▒? ┼×emsiyemi yan─▒ma alay─▒m m─▒? Ya─čmur g├╝nl├╝k ya┼čant─▒m─▒z─▒n ├žok ├Ânemli bir par├žas─▒d─▒r. Baz─▒ yerlerde kurakl─▒ktan ya─čmur duas─▒na ├ž─▒k─▒l─▒rken, baz─▒ yerlerde de caddelerde sandallarla dola┼č─▒l─▒p, sel basan evlerden, e┼čyalar─▒ kurtarmaya u─čra┼č─▒rlar. Peki nas─▒l oluyor da ba┼č─▒m─▒za b├Âyle g├Âkten sular geliyor?

Asl─▒nda mekanizma basit. G├╝ne┼č ─▒┼č─▒─č─▒n─▒n etkisi ile yery├╝z├╝nden su buharla┼č─▒yor, yani gaz haline ge├žiyor. Bu durumda havadan hafif oldu─čundan atmosferde y├╝kseliyor. Y├╝kseldik├že hava so─čuyor ve hava bas─▒nc─▒ azal─▒yor. Su buhar─▒ so─čuduk├ža havadaki toz par├žac─▒klar─▒na tutunarak su damlas─▒ haline d├Ân├╝┼č├╝yor ve bunlar─▒n milyonlarcas─▒ havada birle┼čerek g├Âz├╝m├╝ze bulut olarak g├Âr├╝l├╝yorlar.

Bulutlar─▒ olu┼čturan bu su damlac─▒klar─▒ hemen yak─▒nlar─▒ndakilerle s├╝rekli birle┼čiyorlar, b├╝y├╝d├╝k├že b├╝y├╝yorlar, a─č─▒rl─▒klar─▒ art─▒yor, yeterli a─č─▒rl─▒─ča ula┼č─▒nca yer ├žekiminin etkisi ile yere d├╝┼čmeye ba┼čl─▒yorlar. Yery├╝z├╝nden buharla┼č─▒p, bulut olu┼čturup sonra ya─čmur olarak yery├╝z├╝ne d├Ânen su buhar─▒n─▒n havada ge├žen bu maceras─▒ ortalama 8 g├╝n s├╝r├╝yor.

Ancak bulutun i├žindeki su damlac─▒klar─▒n─▒n t├╝m├╝ ya─čmur olarak yery├╝z├╝ne inmiyor. Bir bulutun en fazla yar─▒s─▒ ya─čmur olarak ya─čabilir ve bu da normalde 30 dakika s├╝rer ama bulut devaml─▒ olarak yeniden olu┼čtu─čundan ya─čmur saatlerce, hatta g├╝nlerce s├╝rebilir. Bu arada r├╝zgara ba─čl─▒ olarak bulutlar devaml─▒ hareket ettiklerinden ya─čmur ├žok geni┼č bir alana ya─čabilir. Bug├╝ne kadar d├╝nyam─▒zda tespit edilebilmi┼č en yo─čun ya─č─▒┼č 26 Kas─▒m 1970 tarihinde Guadaloupe’de olmu┼č, sadece bir dakikada 3.81 santimetre ya─čmur ya─čm─▒┼čt─▒r.

Atmosferde, yani ba┼č─▒m─▒z─▒n ├╝zerindeki havada 13 milyar ton su buhar─▒ bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yery├╝z├╝ne indi─čini d├╝┼č├╝nebiliyor musunuz? D├╝nyam─▒zda ya─čmurun ├žo─ču, yani y├╝zde 78’i okyanuslar─▒n ├╝zerine ya─č─▒yor. Bu da ├žok normal, ├ž├╝nk├╝ havan─▒n i├žindeki su miktar─▒n─▒n kayna─č─▒ hemen hemen ayn─▒ oranda okyanuslardan geliyor.

Ya─čmur damlalar─▒n─▒n yar─▒-├žaplar─▒ 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar de─či┼čebiliyor. 5.0 milimetre yar─▒-├žap─▒ndaki bir ya─čmur damlas─▒n─▒n 1800 metre y├╝kseklikteki bir buluttan ├ž─▒k─▒p ba┼č─▒n─▒z─▒n ├╝st├╝ne d├╝┼čmesi i├žin ge├žen zaman yakla┼č─▒k 3 dakikad─▒r. Yani asl─▒nda ┼čemsiyenizi a├žabilmeniz i├žin yeterli s├╝re vard─▒r.

Suni ya─čmur yaratabilmek i├žin g├╝n├╝m├╝zde baz─▒ teknolojiler geli┼čtirildi ki, temeli su damlac─▒klar─▒n─▒n yap─▒┼čabilmesi i├žin ├žekirdek g├Ârevi yapabilecek tozlar─▒ bulutun i├žine g├Ânderebilmektir. Bunun i├žin bulut u├žak veya helikopterden g├╝m├╝┼č iyod├╝r ile bombalan─▒yor. Bu i┼čte de en usta olan ─░srailliler. Onlar bu y├Ântemle ya─čmur miktar─▒n─▒ y├╝zde 13 oran─▒nda artt─▒rabilmi┼čler. Ya─čmurun olu┼čabilmesi i├žin ana etkenlerden biri olan toz par├žac─▒klar─▒n─▒n, yani hava kirlili─činin artmas─▒ ise tam ters etki yap─▒yor, bu durumda damlac─▒klar k├╝├ž├╝l├╝yor ve ya─čmur olarak yere d├╝┼čmeyi ba┼čaram─▒yorlar.

Add a Comment

E-posta hesab─▒n─▒z yay─▒mlanmayacak. Gerekli alanlar * ile i┼čaretlenmi┼člerdir